Belki önceden söylediğin gibi, hepimiz çatlayıp açılıyoruz. Sanki her birimiz su geçirmez bir kabuk olarak yola çıkıyoruz. Ve bir şeyler oluyor... birileri bizi terk ediyor, sevmiyor, anlamıyor ya da biz onları anlamıyoruz ve kaybediyoruz, başarısız oluyoruz ve birbirimizi incitiyoruz. Ve kabuk bazı yerlerinden çatlayıp açılmaya başlıyor. Yani evet, kabuk bir kere çatladığında, son kaçınılmaz oluyor. Osprey'in içine bir kere yağmur yağmaya başladığında, asla tadilat yapılmayacak. Ama çatlakların açılmaya başladığı an ile parçalandığımız an arasında çok zaman var. Ve ancak o zaman birbirimizi görebiliriz çünkü kendi çatlaklarımızın arasından dışımızdakileri ve başkalarının çatlaklarının arasından da onların içini görüyoruz. Ne zaman birbirimizi yüz yüze gördük? Sen benim çatlaklarımın içini, ben de seninkilerin içine görene kadar değil. Ondan önce, sadece birbirimizin fikirlerine bakıyorduk, penceredeki jaluziye bakıp içeriyi hiç görmemek gibi. Ama kabuk bir kere çatladığında ışık içeri girebiliyor. Işık dışarı çıkabiliyor.
Diğer John Green Sözleri ve Alıntıları
- O okurken uykuya dalar gibi aşık oldum: Önce yavaş yavaş sonra bir anda.
- "Acı hissedilmeyi talep eder."
- "Peki," dedi sonsuzluk kadar uzun gelen bir süre sonra. "Belki peki bizim sonsuza dek'imiz olur."
"Peki," dedim. - "Ah Hazel Grace, hiç sorun değil. Kalbimin senin tarafından kırılması bir onur olurdu."
- Sonunda şafak döner güne
Altın olan kalmaz baki! - Seni seviyorum ve sevginin boşluğa atılan bir çığlık olduğunu ve unutulmanın kaçınılmazlığını, herkesin ölüme mahkum olduğunu ve tüm çabamızın toza dönüşeceği bir günün geleceğini biliyorum ve güneşin elimizdeki tek dünyayı yutacağını da biliyorum ve seni seviyorum...
- Su gelgitle yükselirken Hollandalı Lale Adam okyanusa baktı."Birleştirici,tersleyici,zehirleyici,gizleyici,tecelli edici.Bak nasıl da yükselip alçalıyor,her şeyi beraberinde götürüyor."
"Ne o?" diye sordum.
"Su,"dedi Hollandalı."Tabii bir de vakit." - "Ama şunu söyleyeyim: Geleceğin bilim insanları kapıma dayanıp icat ettikleri robot gözleri denememi istediklerinde onlara defolup gitmelerini söyleyeceğim çünkü,onsuz bir dünya görmek istemiyorum."
- "Kendin olmakla o kadar meşgulsün ki ne kadar emsalsiz olduğuna dair hiçbir fikrin yok."
- "Beni tanımıyorsun bile," dedim. Konsolda duran kitabı aldım. "Bunu bitirdiğimde seni arasam olmaz mı?"
"Ama cep telefonu numaram sende yok." dedi.
"Kitabın içinde yazdığından şüpheleniyorum." O şapşal gülümsemesi yüzüne yayılıverdi.
"Birde birbirimizi tanımıyoruz diyorsun."