Bazen, görünür bir sebep olmadan, insana önünden geçtiği yapı, bir sokak köşesi, üstünde oturduğu sandalye hayatında önemli bir yer tutacakmış gibi gelir.
Sevgi dedikleri bu iç karışıklığı, bu özlem mi yoksa?
"Boş yere azap çekmeyin. Bir derman için"
Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz, o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olamıyor.
Bunların içinde 'meçhul denizlerde balık' olmayı isteyen var mı acaba?
Dalgın olduk mu gerçek benliğimizle davranıyoruz.
İnsanların düzeninde bütün ayrıntılar önemliydi. Günlerin adı bile...
- yanılıyorsun. "Siz" anlanamaz, "sen" anlanır. Bazı kitaplarda "sizi seviyorum" u okuyunca gülerim. Sanki "siz" sevilirmiş! "Sen" sevilir, değil mi?
Her şeyi birden görmeye kalkarsak hiçbir şey göremeyiz.
Dayak yiye yiye bu şehirde yaşamayı öğrenecekti. Hep tetikte olacaktı. Yasaktı dalgınlık. Daldı mı, büyük şehir insanı kornalar, çanlar, küfürler, gıcırtılar, çarpmalarla kendine geliyordu.
Michael Palmer
Hakan Günday
Mümin Sekman
Mark Twain
Aldous Huxley
Mihail Afansyeviç Bulgakov
Khaled Hosseini
Nil Gün
Jeaniene Frost
Romain Gary (Emile Ajar)