Herkes onun gibi değil miydi? En az umutlanmaları gerektiği zamanlar en çok umarlardı." S.23
İnsanlardaki her duygu bir renktir. S.20
Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı . s.17
Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?
Yaşamın güç olduğu dünyadan uzağa, çocuklukta tadılmış bir huzura kaçmak gerekti, hiç olmazsa bir güncük.
Bir büyük şehrin gürültüsünde insan kimseye sezdirmeden yellenir.
Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır.Doğar doğmaz,o bilmeden başkaları veriyor.Ama yapışıp kalıyor ona.
Birlikte gülündü mü insan rahatliyordu.
Nasıl kolayca soyleyiveriyor bunu.Sevmek!.Kelimelere herkes kendine göre bir anlam,bir değer veriyor galiba.Bu değerler ayni olmadıkça iki kişi ayri dil konuşuyormuş gibi olmuyor mu?
Sokağa varınca baktı, geç kaldığı bir şey yok.
Arthur Conan Doyle
Albert Einstein
Hannah Arendt
Mahmut Esat Bozkurt
Canan Tan
Jean Baudrillard
Hilmi Yavuz
Jennifer L. Armentrout
Özen Yula
Adolf Hitler