Gençlik sabaha uysun, siz çevrenizde, evlatlarım, leylaklar,bülbüller olsun, yaşamınız güneş dolu bir çimenlik olsun, gökyüzünün bütün sevinçleri ruhunuza dolsun.
Tutkunun, mutlu, temiz olduğu zaman, kişiyi kusursuz bir hale getirdiğine inanmak bir hatadır; .... onu sadece bir unutkanlık evrenine götürür. ... İnsan kötü davranmayı unutur ama, iyi olmayı da anımsamaz...
Uygarlığın altı, daha derin, daha karanlık olduğu için, üstünden daha mı az önemlidir.. ? Mağara bilinmezse, dağ daha iyi anlaşılabilir mi... ?
"Kesin son, bu sözcüğü düşünün. Canlılar sonsuzluğu görürler; kesin son, yalnız ölülere görünür. O vakte kadar sevin, acı çekin, umun, düşünün..."
Kadınların, çocukların, hizmetkarların, acizlerin, muhtaçların ve cahillerin kusurları ; kocaların, babaların, efendilerin, güçlülerin, zenginlerin ve bilginlerin kusurudur...
Aşk altı bin yaşında bir çocuktur...
Her şeyin dışında, birbirlerine her şeyi söylemişlerdi. Aşıkların her şeyi hiç bir şeydir...
Sen, beni sadece gece görüyorsun da bana aşkını veriyorsun; beni gündüz görsen, elime sadaka verirsin.. !
Toplumsal veremin adı sefalettir. İnsan yıldırım çarpınca öldüğü gibi, için için kemirilip mahvolunca da ölür...
Güllerin kadınlardan fazla, ya da eksik olan yanları şudur ki, tırtılların onlarda bıraktığı izler gözle görülebilir...
Enver Aysever
Laurent Gounelle
Ömer Hayyam
Hannah Arendt
Arif Akyol
Ceyhun Yılmaz
Jean Baudrillard
Debbie Macomber
Richard Bach
Ziya Gökalp