"Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğumuzu zannetmektir ki, ne kendimiz bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur."
"Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu... Neden? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız? Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? Niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir aciz bulunacak? Çocukluğumdan beri buna daima isyan ettim, bunu asla kabul edemedim."
Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.
Nedense hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına herhangi bir felaket geldiğini,herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara , sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için alaka ve merhamet göstermek isteriz. İnsanları kendi cinslerinden bir üzerinde kudret ve salahiyetlerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır? Bütün teessürlerimiz ,inkisarlarımız,hiddetlerimiz karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık beklenmedik taraflarınadır. Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür ? Bu sıralarda ,insanların birbirlerini aramaları ,bulmaları ve birbirlerinin içlerini seyretmeleri için konuşmanın neden muhakkak surette lazım olmadığını,neden bazı şairlerin boyuna,tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan gidecek birini aradıklarını anladım.
Bir insana başkalarından daha yakın olmanın gururu...
Hayat bu derece manasiz ve insan dünyaya boş durmak icin gelmiş olamazdı.
Hayat, birbirinden ayirdiklarini, kisa bir müddet icin yaklastirir gibi olsa bile, uzun zaman yan yana birakmiyordu.Geçen günleri bir daha geri getirmek mümkün degildi ve sadece hatiralar, iki insani birbirine bağlayacak kadar kuvvetli değildi.
Şu halde ortada sıkılacak bir şey yoktu. Manasız - hatta manalı olsa ne çıkardı- bir resim, muhayyel vakalara dayanan bir roman, hayatımda ne diye rol oynuyordu? Hayır, artık tamamen değişecektim.
İnsanlar, birbirlerinden hiçbir şey anlamayan insanlar, beni buradan da kaçırıyorlardı.
?Sana kızgın değilim. Sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum. Sonra seni seviyorum. Neden sevdiğimi bilmeden seviyorum. Bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim. Allahaısmarladık.?
Edgar Allan Poe
Cemil Kavukçu
Dido Sotiriyu (Dido Sotiriu)
Helen Keller
Sadettin Ökten
Senai Demirci
Muhyiddin İbn Arabi (Ebû Bekir Muhammed b. Ali)
Philippa Gregory
Zeki Kayahan Coşkun
Alexandre Dumas