Dağılın kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz. Kapı kapı dolaşıp dileniyoruz. Son kapıya geldik. dünya tarihinde eşi görülmemiş bir duygululukla ve kendini beğenmişçesine ve kendinibeğenmişçesinesankibizdenöncebirşeysöylenmemişçesinegillerden olmaktan korkmadan kapınızı yumrukluyoruz. Dilenciler krallığının en küstah soylusu olarak kişiliğimizi burnunuza dayıyoruz. Dinden imandan çıktık. Deli dervişler gibi saldırıyoruz. Açın kapıyı!
ben özel teşebbüsüm Olric herkesle birlikte kalkıp herkesle birlikte oturmam.
Yapacağım. Ve düşüneceğim. Ülkemizde suç sayılan ne kadar şey varsa hepsini yapacağım.
Düşünmek hayatı ne karmaşık bir biçime sokuyor.
Hiç bir şey yapmadan, aptalca bir düzen içinde yaşarken kimse görmüyordu. Sonra, alışılmışın dışında en küçük bir davranışını görüyorlardı. Nasıl görüyorlardı acaba?
Ya küçük kalsalar, ya da birden büyüseler. Bu yavaş büyüme dayanılmaz bir şey.
Hayır insanları seviyormuş ama genel anlamda, bunun dışında kimseye tahammülü yokmuş.
Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen, suratıma bir garip bakıyorlar; o zaman uyanır gibi oluyorum.
Bu son savaşımız olacak Olric. Yorgun ordumuz son savaşını veriyor. Askerler yorgun ve isteksiz. Zafer ya da yenilgi onlar için aynı anlama geliyor. Artık savaşmak istemiyorlar.
Ne kadar iyisin Olric. Benim bütün ihanetlerime göz yumuyorsun ve bana doğru yolu göstermiyorsun.
Fernando Pessoa
Alain de Botton
Buket Uzuner
Victor Hugo
Sylvia Day
Ercan Kesal
John Fowles
Cemalnur Sargut
Helen Keller
Henri Beyle Stendhal