+ Yağmur yağıyor Olric, ıslanıyor etraf. Ağlasak kimse anlamaz değil mi? - Anlamaz efendimiz. + Anlasa ne olur ? - Utanırız efendimiz. + Sevmeyi göze alan utanır mıymış Olric ..
Beni hep durduruyorsunuz albayım. Bir gün beni kimse durduramayacak. Ve kendimi rezil etmeme izin verilmedikçe, ben de el alemi rezil etmeye devam edeceğim. Ve herkes kaybedecek bu yüzden.
Yanılıyorsunuz albayım. Dünyanın yaratılışından beri bilinen şeyler bunlar. Yalnız, medeniyetin gürültüsü içinde, modası geçen bütün oyunlarla birlikte bir köşeye atıldı. Tıpkı sizin gibi, tıpkı benim gibi.
İnsan bazı güçlüklerden, ancak onları unutmak suretiyle kurtulabiliyor albayım.
Kelimeler, albayım, bazı anlamlara gelmiyor.
"Küçük şeylerden memnun olmasını bilmelisin. Küçük sevinçler büyük atışlara yardım eder."
Bir silgi gibi tükendim ben, başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım. Mürekkeple yazmışlar oysa, ben kurşun kalem silgisiydim azaldığımla kaldım.
Tutunamayanlar
"Gerçekten bucak bucak kaçıyorum. Birini sıkıntıda görünce çocuk gibi ortadan kaybolmak istiyorum. Korkaklıktan değil ; kendimi onun yerine koymaktan. İnsanların karşısında bazen de o eski aptalca utangaçlığım yüzünden dikilip kalıyorum. Gitmek gerektiği halde bir türlü uzaklaşamıyorum. Her zaman gerekenin tersini yapıyorum, çocuklar gibi. Kitaplarla , yani bir çeşit masal dünyası ile hayatı karıştırıyorum eskisi gibi. Galiba gittikçe de düzeltilemez oluyorum bu konuda. Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen suratıma bir garip bakıyorlar; o zaman uyanır gibi oluyorum."
Hayır, kelimeler aldatıcıydı; kelimeler, bizi gerçeklerden uzaklaştıran küçük tuzaklardı.
Philip K. Dick
Jojo Moyes
Henry Miller
Jose Rodrigues Dos Santos
Yılmaz Özdil
Yalçın Tosun
Sylvia Day
Bertolt Brecht
Marguerite Duras
Okay Tiryakioğlu