''Kişisel değer saydığımız şeylerin, toplumun baskısıyla edinilmiş sahte nitelikler olabileceğini de hiçbir zaman akıldan çıkarmamalıyız.''
Emel: tiyatroda devrim yapın. Servet: devrim mi? Olmaz. Elimden gelmez ki. Çünkü ben tiyatroda romantik dönemin, his ve acı döneminin adamıyım.
İnsan, kendisi gibi olanlara merhamet eder mi hiç ? Dilenciler ya da soylu kişilerle doldurmalıyız sahneyi. Çünkü insan ya düşkünlere acır, ya da yüce varlıkları kıskanır.
Kanlı canlı hareketli yaşayan gülen ve ıstırap çeken güçlü yaratıklardan kaçıyorlar ve evlerine sığınarak çorap reklamlarının arasına sıkışan hapisane kaçkını gölgeleri seyrediyorlar.
Bu ülkede de çalışan herkes sinirli. Onun için çalışmıyorum artık. Onun için evden çıkmak istemiyorum. Her gün yollarda ve vasıtalarda gergin yüzler, düşmanca bakışlar, insanı her an tedirgin eden...
Ben bütün hayatımca korktum Filiz. Bilhassa gülünç olmaktan korktum. Hayır, sizi de sevmemeliyim. Çünkü her zaman olduğu gibi hayal kırıklığı bekliyor beni. Gene gülünç olmaktan korkuyorum.
Belki de insanlar aynı oyunları oynuyorlar, hayatlarını birbirine benzer oyunlarla geçiriyorlar.
Biliyorsunuz üstad, bizde gerçeği bulanlar artık hiç konuşmazlar.
Biz büyük bir milletiz derken, aynı zamanda demek istiyorum ki, evet aynı zamanda biz çocuk kalmış bir milletiz! Çünkü her şeye çocuk gibi sevinir, çocuk gibi üzülürüz her şeye.
Bizde adettir işte: gerçeği buldun mu susacaksın.
Mine Söğüt
Bernard Lewis
Enis Batur
Füruğ Ferruhzad
Ece Ayhan
Ali Kırca
Albert Camus
Nimet Erenler Gülkökü
Yevgeni İvanoviç Zamyatin
Thomas Harris