Çünkü albayım ben de başkayım.
Beklenen geç geliyor; geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor.
Yeni tanıdığı birinin karşısında çok tedirgin oluyor bu çocuk. Yanlış anlaşılmaktan, eksik anlaşılmaktan korkuyor.
Yanılıyorsunuz albayım. Dünyanın yaratılışından beri bilinen şeyler bunlar. Yalnız, medeniyetin gürültüsü içinde, modası geçen bütün oyunlarla birlikte bir köşeye atıldı. Tıpkı sizin gibi, tıpkı benim gibi.
Kendimle konuşurken bile onun hoşuna gitmeğe çalışıyordum.
İyi niyetlerle iyi eserler verilmeyeceğini neden hatırlatmıştı? Neden neden neden albayım?
İnsan bir yere saplandığı sırada kendini nasıl idare eder? Bir şeyle uğraşıyormuş gibi görünür herhalde.
Dinlemem albayım. Sonra beni de dinlerler diye çok dinledim. Şimdi sıra bende. Buraya konuşmak için geldim. Susturamazlar.
Küçük hesaplarmış. Siz sanki farklı mısınız? Ulan hepinizin ciğerini biliyorum! Öyle değil mi. Ha-ha? Değil. Herkes böyle alçaltıcı ve küçük düşüncelere kapılmaz mı çay koyarken? Kapılmaz. Neyse, biz de durumumuzu dışarıya belli etmiyoruz hiç olmazsa.
İnsan bazı güçlüklerden, ancak onları unutmak suretiyle kurtulabiliyor albayım.
Nazım Hikmet Ran
Tami Hoag
Nurdan Gürbilek
John Fante
Ingeborg Bachmann
Karen Kingsbury
Sabahattin Ali
Beyazıt Akman
Mehmet Ali Kılınç
Yılmaz Odabaşı