HİKMET I: Yapamayacaksın, olmayacak. Terleyeceksin, ?teşekkür ederim? yerine ?bir şey değil? diyeceksin. Gel, kendini büsbütün rezil etme; insanlığın sana bağladığı ümitleri boşa çıkarma canım kardeşim. Kısa sürecek tesellilere kapılma. Hikmetleri, sonu belirsiz yollara sürükleme. HİKMET IV: Bu yakarışları Hikmet II duymuyordu; bir kadının yumuşaklığına ve senkimsegibideğilsinciliğine ihtiyacı vardı. İyi romanların okuyucusu olmaktansa, kötü romanların kahramanı olmak istiyordu. Bütün ümidini buna bağlamıştı.
Kusura bakmayın, sıkıntım var. Kendimi yaşamak zorundayım.
Önce kelimeler vardı, biliyorsunuz. Bütün bu virgüller, ünlemler sonradan gelmedir. Ha-ha.
Uzan şu divana da sözlerimi dinle,? dedi Hüsamettin bey. İnsanları tanımıyorsun Hikmet oğlum.? Hikmet uzandığı yerde, gözleri kapalı, albayın sözünü kesti: ?Daha önce hiç karşılaşmadım da bu ülkede, ondan albayım. Siz arada bana gösterseniz?
Herkes işini beceriyor. Herkes zor zamanlarında istemediklerini görmüyor. Ben boş yere kendimi ele veriyorum.
kelimeler... kelimeler albayım bazı anlamlara gelmiyor.
Kitap okumasından belliydi, misafirlerin yanına çıkmamasından anlamıştık.Yerli yerinde karşılıklar bulup söyleyememesi onu bu duruma getirdi. Bir bakıma talihsizim.Misafirin yanına çıkmadıkları halde başlarına bir şey gelmeyenler de var.Onlar bir bakıma kaybediyorlar. Eksik olsun böyle kazanç.Ben ölüyorum: görmüyor musunuz? Yazık diye üzülecekler.Fakat, haklı çıkmanın sevinci içlerini ısıtacaktır. Beter olsunlar diyeceğim; oysa beter olan benim. syf:611
Küçüktüm ufacıktım, gerçeklere acıktım. Efendim? Gerçekler mideme oturdu.
Evet, haklıydı akrabalar. Ben, normal olmadığım için anormal olan bir çocuktum. Allah beni kahretsin ve ediyor da. Montaigne, kötü davranışlardan, istemediğiniz için kaçının, diyor, beceremediğiniz için değil. Beni ne güzel açıklıyor. Ben de diyorum ki, Sayın Montaigne ve sizin gibiler! Canınız cehenneme. Sizin haklı olmanız bana hiçbir şey kazandırmıyor. Köşemde kıvrılıp ölüyorum işte.
"...ve beni artık kimse kurtaramayacak bir yandan da gene sanıyorum ki daha doğrusu kendimi aldattığımı bile bile sanıyorum ki sanki beni hiçbir yere götürmeyen bu anlamsız inadımda bu yersiz öfkemde ısrar edersem değerim artacak hiçbir şey söylemeden susarsam sanki neyi anlatamadığım anlaşılacak beni de cumhurbaşkanı yapacaklar buyur diyecekler herkes anlattı anlatamayan bir tek sen varsın meğer bütün iş anlatamamaktaymış başımıza sen geç diyecekler senin gibi kimse kalmadı zaten nutuklarım konuşmalarım filan hepsi hazır insanlar diyeceğim ey insanlar benim hepinizden farklı olduğumu nasıl anladınız demek fen bu kadar ilerledi başka adam kalmadığı için ben her şey olacağım cumhurbaşkanı ben başbakan ben kendimi bütün bakanlar yapacağım her tarafa yetişeceğim herkesin elini tutup doğru çizgiler çizdireceğim bütün kurumları düzelteceğim tabii kimse itiraz etmeyecek itiraz dünyadan kaldırılacak bugüne kadar bütün insanlığı geri bırakan itiraza yer verilmeyecek gülersin elbette ben senden daha çok gülüyorum bütün hayatımca güldüm bana gülünürken ve başkalarına gülünürken ben de güldüm fakat bütün bunları söylemeyince olmuyor o zaman bilmiyorlar oysa bilmemeleri gerekir bütün mesele onların bilmemesinde..."
Edip Cansever
Adalet Ağaoğlu
Alparslan Türkeş
Linda Howard
Arthur Schopenhauer
Orhan Veli Kanık
Federica Sgarbi
Erol Çelik
Richelle Mead
Mevlana Celaleddin-i Rumi