Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. Ya hiç sevmemişsem bugüne kadar? Bir kitaba yeniden başlamak gibi, sevmeye yeniden başlamak pek kolay sayılmazdı herhalde.
Anlamasan da olur.Kimse anlamasa da olur.Gerçek hürriyet budur Olric.Ben anlıyorum. Anlatamasam da olur ...
Şiddet değil, süreklilik insanı yıkıyor.
O gün gelince ne yapacağım? diye titredim ve böyle anlar da gelip geçti. Küçük zamanlar birikti, büyük şeyleri ezip geçti.
İşte ondan sonra kardeşim Hidayet, insanlığa öfkem başlıyordu; belkide ilk öfkelerimi bu oyunlar sırasında duymuştum. Çünkü, bütün gücüme rağmen oyuna geliyordum. Kendime kızıyordum: Çünkü oyuna geliyordum, anlıyor musun oğlum Hidayet? oyuna geliyordum. Oyuna gelmemeliydim bana oyun oynanmamalıydı. Büyün gücümle uyanık kalmalıydım; başkalarının rüyalarını görmemeliydim. Ve kardeşim Hidayet, öfkelenincede onların bütün kusurlarını, küçüklüklerini, daha önce hoşgörüyle karşıladığım kendini beğenmişliklerini daha şiddetli görüyordum ve unutmuyordum. Onları kıskanıyordum onları beğenmiyordum. Oynadıkları oyunu hiç anlamıyorlardı. Yaşamak istiyorlardı; en çok buna kızıyordum. (Syf 63)
Galsworthy?nin hikâyesindeki gibi, elma ağacının altına da gömmezler ki insanı. Rüzgârlı, yeşil bir bayırın manzarasına karışamaz ki insan. Neresinden baksam uygunsuz bir görünüş. Eskiden belediye yokmuş herhalde. Herkese uygun bir köşe bulunuyormuş. Medeniyetin de bir yararını görmedim ayrıca. Tabiata dönemezsin, binaların boyunu aşan bir taş da diktiremezsin kendine. Zencilere yapıldığı gibi cenazende şarkı da söylemezler. Sıcak bir günde, kara gözlükler takmış, ceketlerini kollarına almış insanlar, beyaz gömlekli adamlar, başörtülü kadınlar... Hiç olmazsa gazoz içsinler de bir serinlik kalsın içlerinde son günümden hatıra. Yalnız sıcağı ve tozu hatırlamasınlar. Havada ne sıcak, demesinler. Öğle namazında güneş yakmasın onları. İmamın kara cüppesini görünce bunalmasınlar. Evet, gazoz içmelerine izin verilmeli. Bir de, trafik sıkıştı; arabaların içinde piştik, demesinler. Belediye, elma ağacının altına gömülmeme engel olacağına, asıl bunlara engel olsun. Yakalarını gevşetip, mendilleriyle boyunlarını silmesinler. Soğuk bir günde ölürsem de kimse gelmeyecek. Birkaç kişi bulunacak cenazede. Işık ailesinin kaderi: gürültüye gelmek. Soğuktan kimse gözünü açamayacak: gözyaşları donup kalacak yanaklarında. Baharda ölmek istiyorum.
Kimseyle anlaşmayı ümit etmediğime göre, anlamlı cümleler yazmanın ne yararı var?
Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
Sabahları uyandığıma sevinemiyorum. Gecenin sıkıntısı, öğleye kadar sürdüğü için, sabahın verdiği diriliği yaşayamıyorum. Öğleden sonra da akşamın hüznü çöküyor.
Evet bu yüzden, yorgunluğumu anlatamıyorum kimseye. Yakınmalarımda ince bir alay görüyorlar.
Elif Şafak
Sarah Jio
Mehmet Akif Ersoy
Richard Bach
Mustafa Necati Bursalı
Ferit Edgü
Etgar Keret
Melih Cevdet Anday
Oya Baydar
Mahir Ünsal Eriş