"Bunca sevginin bir anda anıya dönüşmesi zoruma gidiyor. Dedikleri gibi, daha ne olsun, en kıymetli şeye mi dönüştün sen? Doksan yaşına gelen bir insanın anılarından başka bir şeyi kalmaz, he mi? Acı diner, gözyaşı da. Özlem bile azalabilir de bir tek anılar mı kalır yerli yerinde?" [Nazan Bekiroğlu/Yol Hali]
"Taşıyabileceğimden fazlasının yüklenmeyeceğini bilmekle birlikte, taşıyamadığım yükün altında ezildiğimi zannetmemi ve buna razı olmamı sevdim. Yani ki uçurumların kenarına getirip de beni sonra elimden tutarak gerisin geri çekeceğinin emniyetiyle, ümitten korkuya, korkudan ümide geçişimi, darlıktan feraha ferahtan darlığa geçişimi sevdim." [Nazan Bekiroğlu/Mavi Lâle]
"Ölüm hayattı. Yitirmek bulmanın bedeli. Yumdum gözlerimi kendi üzerime. Ölümü öğrendim. Ölümümü sevdim. Yaptığım her şeyin kaderim olduğuna güvenerek kaderim olan her şeyi yaptım. Eylemdim. Hiçbir şey zamanını bırakmasındı benden geriye. Ne duvarda mavi bir lâle, ne hoş bir seda gök kubbede. Toprak yeterdi. Ne iptal, ne erteleme." [Nazan Bekiroğlu/Mavi Lâle]
"Yüksek tepelerden dökülen sular gibi harcadı harcayacağını, savurdu savuracağını. Ama harcadığını, arkasındaki ihtişamdan harcadı. Savurduğunun yerine yenisini koyamadan savurdu. Rahattı. Savurganlık koymadı yaptığının adını. Bir bakraç su almakla denizlerin suyu eksilmez sandı. Aldandı." [Nazan Bekiroğlu/İsimle Ateş Arasında]
"Ben ilk kez ve uçuruma düşer gibi sevdim. Gün gelip bu uçurumda boğulacağımı nereden bilebilirdim?" [Nazan Bekiroğlu/İsimle Ateş Arasında]
"Bilmeyişimle şaşırdım. Şaşkınlığım, bana ne olduğunu anlayamamaktan daha ziyade bu oluşun nasıl olup da bana, benim kalbimin içine sığdırıldığını anlayamamaktan kaynaklandı. Fakat hayatta başıma gelebilecek en güzel şeydi." [Nazan Bekiroğlu/İsimle Ateş Arasında]
"Dost yemek zamanı gelir."
"Biz Kurtuluş Savaşımızı kağnılarla kazandık. Ne hazin bir tesadüftür ki savaşın en kanlı vuruşmalarının yapıldığı bu bölgede bizler sizlere Cumhuriyet'i kağnılar üzerinden anlatıyoruz."
Şaka dedim de aklıma geldi; bir keresinde köy odasında toplanmıştık. Yemiş, içmiş, sohbet ediyorduk. Söz dönüp dolaşıp kadınlar üzerine gelmişti. Azyakalı Adil Özdemir, "Acaba garısından korkmayan va mı aramızda?" diye sordu. Reci Hasan ekledi: "Garısından korkanlar ayağa kalksın!" Odadakilerin hepsi asker komutu almışçasına birden ayağa kalktı. Baktık, odanın öte başında Yusuf Dündar oturuyor. Reci Hasan, "Deeh kahbe!.. Sen garından korkmuyon mu?" diye sordu. Yerinden kalkmayan Yusuf Dündar'ın yanıtı mizah edebiyatına geçecek türdendi: "Siz garı deyincek benim dizlerimin bağı çözüldü. Nasıl ayağa kalkayım ki!"
Şunu bir kez daha anladım, işini mükemmel şekilde yap, gerisini düşünme... Hani derler ya, "Balık bilmezse Halik bilir" diye...
Thomas Harris
Alexandre Dumas
Ece Temelkuran
Johann Wolfgang von Goethe
Engin Geçtan
Stanislaw Lem
Selim İleri
Irvin D. Yalom
Stephen King
Sadık Hidayet