O zaman, peki, demişti Yusuf, Züleyha'ya. Sen, görüş gücü bir bez parçası ile yok olan bir puttan utanıyorsun da, her yerde olanları ve olacakları bilen, her zamanda olanları ve olacakları gören, üstelik kalplerin içindeki niyetleri dahi bilen, kendisine gizli saklı olmayan benim Rabbimden neden utanmıyorsun?
Ve yine dirilecek olmamın emniyetiyle ölümlü oluşumu çok sevdim.
Ey Yusuf'un Rabbi, dedi, kar aydınlığıyla yıka gözlerimi. Ey sevinç anının ışığıyla içleri yıkayan, arınmanın sevinciyle doldur kalbimi. Evrenin henüz yaratıldığı, ırmakların henüz yaratıldıkları an aktığı yataklar içre aktığı o sonsuz sükût anının huzuruyla doldur içimi.
Yitik zamanın peşindeyim (syf 12)
Ve gidenler gidince geride kalanların paylaşacak bir şeyi kalmamış olmalı ki yazışmanın devamı gelmemişti. (syf 13)
Yurtlarından ayrı kalmamak için milletlerinden ayrılmışlar. (syf 17)
Görüyor ama görünmüyordum. Öyle mi? Konuşuyor ama işitilmiyordum. Dokunuyor ama fark edilmiyordum. Vardım ama yoktum. Gölgeydim sadece. (syf 30)
Rabbim sen en iyisini bilirsin, dedi. Sen en iyisini bilirsin ve böyle olduysa, böyle olması gerekiyor demektir. Sana teslimim.
neydi ezeldeki mana hükümlerin de üstünde hüküm verenin hükmünü hatırladım
Hepsinin ayakları suya değmişti hasılı. Hayat çok şey öğretiyordu ama bir hayli kabadayıydı.
Selim İleri
Reşat Nuri Güntekin
Tarık Tufan
Jean Genet
Mehmet Ali Kılınç
Ahmet Şerif İzgören
Halil Cibran
Martin Lings
Kemal Tahir
Federica Sgarbi