Senin de, derdim, Nihâde, söyle kalbine kuşlar konuyor, içinde lâleler acıyor mu?
Duasız zafer olmazdı. Dua mucizeye inanmaktı.
Oysa fazla değil, varlığında duyduğum sevinç ile yokluğunda duyduğum acıdan ibaret bir aşkım olsun istiyordum sadece. Bu kadar sadeydi isteğim. Başka bir şey istemiyordum.
? karanlık gecede yolunu kaybeden bir yolcu gibi kayboldum onun karanlığında. Karanlık gecede içecek bir yudum su bulamayan hasta gibi kavruldum. O karanlıkta çoğaldım. Tamamlandım. Ey benim güzelliğim! Karanlık gece şahitti, ben o karanlığı sevdim.
Her şeyin, bir şeyle bir şey arasında durduğu daha baştan uyarılmış bu hikayede çok şeyle bir şeyin arasında kaldım.
Şimdi hatırasız bir aşktı bu. Bütün yaşadıklarımı yok etmek için attım bütün defterleri ateşe. Kalbim kalmasaydı geriye, yaşanmamış bir aşk olacaktı bu. Kalbimi yakamadım.
Yitirdim zannedip de bulanlarla buldum zannedip yitirenler arasında nerede durduğumu artık merak etmedim. Beni suyun üzerinde tutan ellerden kesildi elim. Öylece gömüldüm derin karanlıklara. İndirdim savunağım olan tüm perdeleri. Sessizce yenilgiye evet dedim...
Erdem adına erdemsizliği yargılarken, kendileri yargıladıklarından bile daha erdemsiz olanları, haya adına nutuk çeken haya korsanları.
Kırılmak ama dağılmamak, yaralanmak ama ölmemek, bilmek ama görememek, görmek ama gidememek, seçmek ama hesaba katamamak.
Deniz dalgalanmışsa suç rüzgarındır.
Romain Gary (Emile Ajar)
Jean Paul Sartre
Celil Oker
Julio Cortazar
Sibel Eraslan
John Fowles
John Steinbeck
Cemal Süreya
Julian Barnes
Hüsnü Arkan