...Sarı kocaman bir altını berberin eline tutuşturdu. "Aman beyzadem, bunun üzerini nereden bulup da sana versin bu fakir?" "Para üstü istemiyorum ki senden." Yüzü haytetten hayrete girmişti Berber İsfendiyar'ın. Beyzade ise eliyle başını işaret ederek, "Berber Isfendiyar" dedi, "Bu baş bir altın etmez mi?" Vallahi ederdi. ... S.114
Züleyha, Yûsuf'a bir mektup yazmaya başlayınca. Yûsuf diye başladı, Yûsuf diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın nâmesinde ser-nâmeden öte kelâm yok. Ve Züleyha'nın lügatinde Yûsuf'tan öte sözcük yok.
"...Herşeyin gölge olduğunu bir kere farkedince, artık can acısa da bir acımasa da. O zaman bitmez zannettiğin her türlü çile de biter. Hem öyle bir biter ki artık bitse de farketmez bitmese de farketmez..." S.202
Oruçlu olduğunu unutup suya kanmak gibi değil, kanatları olmadığını unutup da kendini uçuruma bırakmak gibi bir unutmaktı...
Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim. Ben böyle çağırmasam sen öyle gelmezdin.
... S.259
"Bu kadar tanıdık buluyorsam kalbimi kalbine, bu kadar tanıdık ses veriyorsa kalbim kalbine, o ezeli uğultuyu hâlâ kulaklarımda taşıdığımdandır. "
Ateşe düşmeyen yanmayı nereden bilsin? Elini bıçak çizmeyen kanın rengini nasıl öğrensin?
?Züleyha, Yusuf?a bir mektup yazmaya başlayınca Yusuf diye başladı, Yusuf diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın nâmesinde ser-nâmeden öte kelam yok. Ve Züleyha?nın lügatında Yusuf?tan öte sözcük yok. "
Rabbim, diye, devam etti Yusuf duasına... Benim tedbirim senin takdirinden küçüktür.
Cemalnur Sargut
Lale Müldür
Jean-Christophe Grangé
Jack London
Oya Baydar
Miguel de Cervantes Saavedra
Mehmet Deveci
Konstantin Stanislavski
Fernando Pessoa
Necib Mahfuz