Onu niçin sevdiğimi bana söyletmek isterlerse bunu ancak şöyle anlatabilirim sanıyorum: Çünkü o, o idi; ben de bendim.
Chilon dermiş ki: «Onu (dostunuzu), bir gün kendisinden nefret edecekmiş gibi sevin; ondan, bir gün kendisini sevecekmiş gibi nefret edin.
«Ey dostlarım, dünyada dost yoktur?»
Öyle insanlar da var ki, sonsuz olarak susmayı öğreneceği bir zamanda konuşmayı öğrenmeye kalkar.
İyileşmesi kendi elinde olan bir hastaya acınmaz.
Biz her şeyde birbirimizin yarısı idik; şimdi ben onun payını çalar gibi oluyorum..
Onunla her şeyi paylaşmak zevkinden yoksun kalınca, Hiçbir zevki tatmamaya karar verdim. Her işte onun yarısı, ikinci yarısı olmaya o kadar alışmıştım ki şimdi artık yarım bir varlık gibiyim.
Uzaktan her kadın insana hoş gelir. Herkes kendi hayatından bilir ki, her gün birbirini görmenin tadı başka, ayrılıp kavuşmanın tadı başkadır.
Mızmız, dırdırcı insanları hiç sevmem; bu adamlar yaşamanın sevinçlerine yan çizer, dertlere can atar, dertlerle kaynaşırlar: Sinekler gibi, cilalı pırıl pırıl yerlerde tutunamaz, pürtüklü, pürüzlü yerlere abanır, oralarda rahat ederler; ya da sülükler gibi kara kan içer, kanla beslenirler.
Sokrates?e birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da: Çok doğal, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demiş.
Stieg Larsson
Atasoy Müftüoğlu
Marc Levy
Rahmi Vidinlioğlu
Anthony Burgess
Henri Beyle Stendhal
Charlotte Bronte
Turgut Uyar
Bertolt Brecht
Ali Fuat Başgil