Sözcüklere ne kadar dikkat edilse azdır, onlar da insanlar gibi bir fikirden diğerine geçiverirler.
"...ama insanların hastalıklara bakışı bambaşkadır, hep onlardan kurtulacaklarını düşünürler ancak son anları geldiğinde ölümün geldiğinin farkına varırlar."
Bu çerçevede ölümün herhangi bir dış etki olmaksızın çalıştığı dönemlerde insanoğlundan çok daha az can aldığı unutulmaması gereken bir gerçektir.
"...bu dün de böyleydi, bugün de böyle,yarın da böyle olacaktır, kimsesizler kıyılara,köşelere, tavan aralarına atılıyor ve çoğu zaman günlerce oralarda unutuluyor,ne denli kötü olurlarsa olsunlar ölmeyecekleri bilindiğinden kimsenin umrunda olmuyorlardı."
İnsanlar ölümün bir gerçek olduğunu bilmelerine ve ondan kaçmanın mümkün olmadığının da farkında olmalarına karşın, o güne dek ölecek çok insan olduğunu değerlendirip sıranın kendilerine gelmesinin çok az bir olasılıktan ibaret olduğunu düşünerek yaşamışlardı."
Çok tuhaf bir yaratıktır insanoğlu, nice önemsiz nedenle korkunç uykusuzluklar çeker de, savaş arifesinde mışıl mışıl uyur.
Kâhya hüzünlü bir sesle, Hayatımda hiç fil görmedim, dedi, sanki hem kendisinin hem de yakınlarının mutluluğu bir fil görmesine bağlıydı.
Geçmiş uçsuz bucaksız, taşlık bir arazidir, kimileri sanki otobandaymış gibi geçip gitmekten hoşlanırken kimileri de sabırla bir taştan ötekine seker, taşı yerden kaldırır çünkü altında ne olduğunu öğrenmek ister
Hayal kurmanın bir zararı yok, yanlış olan insanın kendini kandırması.
İnsanın bilmediği şeyleri düşünmedi zordur.
Üstün Dökmen
Marguerite Duras
Şule Yüksel Şenler
Stieg Larsson
Philip K. Dick
Celil Oker
Sabahattin Ali
Italo Calvino
Stanislaw Lem