Seni seviyorum ve doğru şeyleri söylemek gibi basit zevklerden kendimi mahrum etmeye pek meyilli değilim. Seni seviyorum ve sevginin boşluğa açılan bir çığlık olduğunu ve unutulmanın kaçınılmazlığını, herkesin ölüme mahkum olduğunu ve tüm çabamızın toza dönüşeceği bir günün geleceğini biliyorum ve güneşin elimizdeki tek dünyayı yutacağını da biliyorum ve seni seviyorum.
Kalbimin senin tarafından kırılması bir onur olurdu.
Bu hayatta incinip incinemeyeceğine dair seçim yapma şansın yok ama seni kimin inciteceğini şeçenilirsin
Sana on yaşındaymışsın gibi davranan bir kızdan hoşlanmana gerek yok: Zaten bir annen var.
Korku bu: Önemli bir şeyimi kaybetmiştim, bulamıyorumdum ve ona ihtiyacım vardı. Birinin gözlüğünü kaybetmesi, gözlükçüye gitmesi ve ona dünyada hiç gözlük kalmadığının, gözlüksüz idare etmek zorunda olduğunun söylenmesi gibi bir korkuydu.
Çıkma eylemi tek bir şekilde sona eriyordu: Feci.
O gülümsemeyi göz ardı etmek mümkün değildi. O gülümseme nice savaşlar bitirip kansere çare olabilirdi.
Dediğim gibi, dengesizdir.
Bir araya gelen her şey parçalanır.
Ölümün kocaman,karanlık bir hiçlik olduğu fikrine, sevdiklerinin artık var olmadığı düşüncesine katlanamıyorlar ve kendilerinin var olamayacaklarını hayal bile edemiyorlardı.Sonunda, insanların ölümden sonraki yaşama inandıklarına çünkü inanmamaya katlanamadıklarına karar verdim.
Jack Canfield
Arthur Conan Doyle
Julian Barnes
Nermin Bezmen
James Bowen
Atasoy Müftüoğlu
David Nicholls
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Recaizade Mahmut Ekrem
Seda Akgül