" Katedralin saati yediyi vurduğunda gökyüzünde pembe renkli, berrak, tek bir yıldız vardı; geminin biri kederli bir veda çığlığı attı;yaşayabilecekken yaşanmamış tüm aşkların sıkıntısını bir Gordion düğümü gibi hissettim gırtlağımda."
Pedro Vicario, artık neredeyse yaşlı bir adam olduğunda, o bitmek bilmez gündeki halini bana anlatmaya çalışırken, hiçbir zorluk çekmeden şöyle demişti: "Sanki iki kez uyanık olmak gibi bir şeydi." Onun bu sözü üzerine, zindandayken onlar için en dayanılmaz olan şeyin kafalarının berrraklığı olduğunu düşünmüştüm.
Yüreğin o giderilmez unutkanlığıyla değil, çok daha amansız ve hiç dönüşü olmayan bir başka çeşit unutkanlıkla unutulmuş olduğunu anladı. Bu unutkanlığı iyi bilirdi, çünkü ölümün unutkanlığıydı bu.
"İnsanın en iyi dostu ölmüş olan dostudur."
?Çingene, kaba şivesiyle, ?Eşyanın da canı var,? diye ilan etti; ?Bütün iş, ruhlarını uyandırabilmekte.??
'Bir ilişkiyi kadın başlatır, kadın bitirir. Ama başlatan ve bitiren, aynı kadın olmayabilir.''
Hiç şaşmaz yüreği, ona karanlıkta yol gösteriyordu.
Ölümü umursadığı yoktu; ama yaşam çok şey demekti. O yüzden de idam hükmü verildiği andaki duygusu korku değil, özlem oldu.
Dünya daha öylesine çiçeği burnundaydı ki, birçok şeyin adı yoktu ve onlardan bahsederken parmakla göstermek gerekiyordu.
"Bir dakikalık uzlaşma ömür boyu arkadaşlıktan daha iyidir."
Carlo Collodi
Julio Cortazar
Isabel Allende
Charles Dickens
Jean Genet
Olivia Cunning
Ernest Hemingway
Doğan Cüceloğlu
Adam Fawer
Walter Benjamin