Her şey o kadar uzak ki...
Seninle olsam, ne kolay bir yaşamım olacak. Bakışlarla konuşurduk yalnız. Oysa şimdi, hiç değilse yarına değin beklemek zorundayım mektubumun karşılığını. Yanlış anlama Milena, sev beni.
Nasıl senden ayrı kalabiliyorum, nasıl olabiliyor bütün bunlar, anlatabilir misin bana?
Üstüne üstlük şimdi bir de sen benden uzak duruyorsun, biliyorum bu geçici ama bir insan kalbi çarpmadan yaşayamaz, sen benden uzak durduğun zaman bu kalp nasıl çarpar?
Bütün insanlar tükenmek bilmeyen bir canlılık içinde, hiç ölmeyeceklermiş gibi ama gerçek ölümsüzlükten yana değil bu canlılıkları; yaşadıkları saatin derinliklerine inen bir canlılık belki de bu.
Kendimle konuşuyordum, kendimden tavsiye istiyordum, güzel bir uykudaydım ve şimdi sen beni uyandırıyorsun.
Sevgili Bayan Milena, size Prag'tan sonra Meran'dan yazmıştım. Karşılık vermediniz. Gönderdiğim o pusulacıklara karşılık beklemem yersiz, biliyorum. Yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız. Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız.
Sizi nerelere sürükledim. Yolumu şaşırdım biraz, ama bir şey olmaz, çünkü siz de benimle beraber geldiniz muhtemelen ve artık ikimiz de yolumuzu şaşırdık.
Ayağıma sanki ağır zincirler bağlanmış,sanki denizin dibine çekiliyorum...Beni tutmak, ya da "kurtarmak" isteyen,elini uzatmayacak...
...içten üzüntüler, gerçek üzüntüler uyumsuz insanların daha fazla uyumalarını sağlarmış ama buna rağmen ben uyuyamıyorum.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
Jean de la Fontaine
Stephenie Meyer
Walter Benjamin
Umberto Eco
Murat Uyurkulak
Mo Yan
Konstantin Stanislavski
Mehmet Rauf
Serdar Özkan