Itır gülün sesi, ışık sonsuzun. Geceleri ölüm konuşur karanlıklarda Cemil Meriç
Olduğundan daha hakir görülmekten değil, olduğundan daha büyük görülmekten korkuyordu.
Yılanın gözleri, manasını çözemediği bir şeyler anlatıyordu. Öyle ki Pinhan, hem bu dili anlayabilmek için delice bir heves duyuyor, hem de anlamaktan ürküp, bu muğlaklıkta biraz olsun ferahlıyordu. Yılanın gözleri... Som yeşil, parıltılı, bî-perva gözleri...
Ve O'na baktım ve ruhum titredi; çok güzeldi. Bedeni tekildi ve sanki her bir uzvu, diğerini seviyordu. Halil Cibran
Madem ki devası yoktu bu illetin, demlenmeye devam edip, gam-ı kederi ferâmûş etmekten, şu fani dünyadan kâm almaktan başka tutar yol olmadığı aşikârdı.
İster öldür, ister al Kurtar beni pür-yâreden İşte gönlüm, işte sen Ben çıktım artık aradan Süreyya Efendi
Sokakları tuttu birkaç zebani Arkadan vurdular seni Tersine döndü çark-ı devran Kara çalı kesmeyeli üredi
Tarifsizdi hissettikleri. Hiçbir şey hissetmiyordu sanki, ya da her şeyi aynı anda, içiçe hissediyor ve bu karmaşadan başı dönüyor, dili dolanıyordu. Ağzında tiryak macunu vardı sanki; tadının nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyordu.
Onun yüzü bambaşka bir aleme açılan bir kapı gibiydi. Yabani sarmaşıkların arkasına saklanmış küçük, küçücük bir kapı. Teni yumuşacıktı, parmaklarının arasında kadife gibi kayıp gidiyordu.
Yüzünü yüzüne yaklaştırdı; nefesini nefesine karıştırdı.
Cezmi Ersöz
Celil Oker
Cemil Kavukçu
Turgut Özakman
Reşat Nuri Güntekin
Ece Ayhan
Fatih Duman
Richard Brautigan
Alberto Manguel
Orhan Kemal