- Dinleyin, benim nasıl bir adam olduğumu öğrenmek ister misiniz? - İsterim ya... - Hem de tam anlamıyla? - Evet, tam anlamıyla! - Peki öyleyse, ben bir tipim.
"Hayale dalmak bazen çok iyi şeydir."
Bir gün gelip hayal dünyam yerle bir olacak , hayallerim sarı yapraklar gibi bir bir dökülecek...
Bazen hapishane köpekkerini kendi eliyle yediriyordu. Oysa bizde kimse cezaevi köpeklerine yiyecek vermezdi. Zaten, Rus halkı köpek beslemekten pek hoşlanmaz.
Günlerce bir lokma ekmek bulamadan, herkesten kaçıp saklanmak gerek. Sırası gelince, öteberi aşırmak veya soygunculuk etmek, hatta adam bıçaklamak gerek...
Tutukluların çoğu güçlü kuvvetli, tam gençlik, gürbüzlük çağında adamlardı. Prangalar bu çağlarda insana pek ağır gelir.
Bakarsın, birisi bir türlü uyuyamıyor. Kalkar; yatağının içinde, takkeli başını göğsüne sarkıtarak, bir şey düşünüyormuş gibi, bir buçuk saat öylece oturur. Sen de ona bir saat bakarak, zaman öldürmek için adamcağızın neler düşündüğünü anlamaya çalışırsın.
Bazı defa uyuyabilmek için ''Bir, iki, üç...'' diye saymaya koyulursun. Benim böylece uyuyamadan üç bine kadar saydığım olurdu.
Ama ben bu zavallılara acı duyarak bakıyordum. Delilere hiçbir zaman ilgisiz kalamıyordum.
Cellatların iki çeşidi vardır: Biri, bu işi gönüllü olarak, öteki zorunlu olarak yapar. Gönüllü cellat, şüphesiz her bakımdan öbüründen daha aşağılıktır.
İnci Aral
Stanislaw Lem
Celal Şengör
Alper Canıgüz
Sezgin Kaymaz
David Nicholls
Aşkın Güngör
Tahsin Yücel
Michel Foucault
Melih Cevdet Anday