Ayrıca bir yerde, insanın gerçekten inanmadığı ve anlamadığı bir tezi savunurken daha inandırıcı olabileceğini okumuştum...
İnsanların ihtiyacı olan şeydi bu: ümit. Ümitsizlikti insanları çaresiz yapan.
İnsan ruhunun kökleri midededir.
"İnsanların sevgiye ihtiyacı yoktur. Başarıya ihtiyaçları vardır, ne şekilde olursa olsun. Sevgi de olabilir, ama olmayabilir de."
Mutsuz olup olmadığımdan emin değildim. Mutsuz olamayacak kadar bedbaht hissediyordum kendimi.
Birine ihtiyaç duyuyordu insan. Etrafında öyle biri yoksa onu sen yaratmak zorundaydın, olması gerektiği gibi birini yaratırdın. İnsanın kendini aldatması, hile yapması gibi bir şey değildi bu.
Sözler cansız değildiler, insanın beyninde mırıldanan şeylerdi sözler. Onları okuyup sihrine varabilirsen acı çekmeden yaşayabiliyordun, başına ne gelirse gelsin ümidini yitirmeden.
Gerçekle ilk karşılaşma gülme duygusu uyandırıyordu insanda.
Başka birinin gerçeği sizinde gerçeğinizse ve o bunu sizin için dillendiriyorsa müthiştir.
Bir ahmak bağışlanabilir çünkü sadece bir yönde gider ve kimseyi aldatmaz. Aldatanlar üzüyor insanı.
A. Ali Ural
Yılmaz Odabaşı
E. L. James
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Richard Dawkins
Carlo Collodi
Tiziano Terzani
Can Dündar
Gündüz Vassaf
Hakan Günday