Baldırı çıplak bir halk bu, yalnızca kendi parıltısıyla giyinen.. Kaynağı belirsiz bir yaşama sevinciyle yetinen.. Oysa yaşam diye belledikleri bir kandırmaca. Genelgeçer bir mutluluk yutturmacası.
Kaosun denklemi çok basit aslında. Yaşam=yaşam. Ölüm=ölüm. Oysa hepimiz kendi denklemimizi kurmanın ve dünyayı ona eşdeğer kılmanın peşindeyiz. Ne aymazlık!
Senin içindekini barındıracak derinlikte hiçbir şey yoktur gerçek dünyada; ama sen de, yaşamın, ölümün ve bütün düşlerinle, gerçeğin korkunç sonsuzluğunda, oylumsuz bir noktadan daha büyük değilsin.
Bir kitabın kapağına bakarak içindekileri anlayamazsın. Bir insanı da sadece yüzüne bakarak anlayamadığın gibi.
Sen ölümümdün, seni tutabildim. Her şeyi yitirirken.
Hepimiz okyanusun sonsuzluğunda kaybolmuş yapayalnız adacıklardık; sınırlarımızı aşıp bir başkasına donunabilmemiz, bir yanılsamaydı yalnızca.
Türkçe'deki birçok sıfatı art arda dizebilirim ama sözcüklerle gerçeklik arasında bir köprü oluşturamam.
Okyanus,hırçın,fırtınalı,ölümsüz okyanus, bütün denizlerimi ezdi geçti.
Kendini sevmeyi öğren çünkü başka kimse seni sevmeyecek.
Yeniden doğmadan önce cehennemi aşmak gerekiyordu belki...
önümdeki beyaz boşluğa sıraladığım harflere bakıyorum,o adamı göremiyorum.Onu anlatacak dilden yoksunum henüz.
Enis Batur
Alphonse Daudet
Mario Levi
Can Dündar
James Bowen
Mina Urgan
Oscar Wilde
Jon Krakauer
Anthony Burgess
Cahit Zarifoğlu