Yalnız değer verilen insanlardan çekinmeli.
Bir cenazenin ardından şöyle mırıldanmıştı: "Git! Biz de geliyoruz. Ne müthiş bir öğüt bu ve biz ne derin bir gafletteyiz. "
Biraz dikkat, biraz feraset, biraz basiret, tarihin altın çağına musallat olan bakırdan gölgeleri kovmaya yetecekti.
Zalimlerle bir arada yaşamak da zulüm değil mi!
Sevgili Dost, Bir gün sen de sonbaharla tanışacaksın. Çok seveceksin onu. Sıcak bir yaz sonu, hiç ummadığın bir anda kapını çalacak. Serinliğini, yağmurlarını, rüzgarını ve yapraklarını yüklenip evine yatıya gelecek. Sonbahara, kar gibi çarşaflar sereceksin.
Ah çocuklar! kapı kapı dolaşıp, şeker toplayan çocuklar! Bırakın, öpelim ellerinizi. Siz bize şeker verin!
"Lütfen gülümse fotoğrafın çekiliyormuş gibi her an."
eski albümleri karıştırırken saça takılan yapma güller gibi dudaklarımızın bir kenarına iliştirilen tebessümler hep acı vermiştir bana..
Hep gergin duran yay çabuk kırılır. Oysa zaman zaman gevşetirsen ihtiyaç duyduğunda işe yarar. Gereğinde iyi düşünebilmesi için ruh da rahatlamak ister. -Ezop
Aslında düşmandan vazgeçip dost aranmalıydı. Zira insanın yeryüzünde tek başına yaşamıyor oluşu, kainatın birlikteliği önermiş olması anlamına geliyordu. Dostluğun oluşabilmesi için ise bir tutkala ihtiyaç vardı: Erdem. Çünkü dostluğu doğuran da yaşatan da erdemdi. Her ne kadar dostluklar beraberlerinde bazı yararları getiriyorsa da dostlukları doğuran çıkar kaygısı olamazdı. Zira Cicero'ya göre iyilik faizle işletilecek bir mal değildi ve bizi cömertliğe sevk eden fıtratımızdı. İşte erdemle donanmış bu tabiat, çıkar olmasa da dostlukları ölümsüz kılıyordu ve bize erdemden daha yakın bir şey yoktu. Cicero böyle dostlar için, ''Gözlerini nereye çevirsen, onu orada hazır bulursun,'' diyordu.
Alev Alatlı
Konstantin Stanislavski
Sadık Hidayet
Ömer Nasuhi Bilmen
Julie Garwood
Richard Brautigan
Arthur Rimbaud
Can Yücel
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Nasuh Mahruki