Popüler kültürün naçizane incilerinden. Baştan sona ironiyle örülmüş, birbirine tamamen zıt kişiliklerin iç dünyası sanki birinci ağızdan verilmiş gibi aktarılmış, çoklu kişilik bölünmesine uğramışsınız gibi hissettirecek insanın içinden, insandan, geçiş yapamamış geçiş toplumumuzdan, sahteliklerimiz ve samimiyetlerimizin paradoksundan örülmüş bir kurgu...Ayrıca ardından yaşadığınız bir anda, duyduğunuz bir ezgide de size kendini hatırlatacak kadar bizden... Dipnot: Henüz bitmedi :)
Diğer Oğuz Atay Sözleri ve Alıntıları
Gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür.
Gözleriniz çok ses çıkarıyor, albayım.
Beklenen geç geliyor; geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor.
Düşüncemin duvarlarına resimler asmak istediğim halde bir türlü olmadı. Belirli noktalara biriken eşya, odanın çıplaklığını daha çok ortaya çıkardı.
Belki yarın soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi. Ayaklarımın ucuna basarak yürürüm yataktan kalkınca. Tahtalar gıcırdar. Hayır, zamanla öğrenirim hangi tahtaların ses vermediğini. Sonra ne yaparım? Uyanmadı, çayın hazırlandığından haberi yok diye sevinirim. Bütün hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. Artık ne olacaksa olsun istiyorum.
Acaba ağaçtan, ottan ya da uçamayan böceklerden filan bir yerden sevmeye başlamış mıydım? Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. Ya hiç sevmemişsem bugüne kadar? Bir kitaba yeniden başlamak gibi, sevmeye yeniden başlamak pek kolay sayılmazdı herhalde.
"Ben ve Olric sizleri sarsmaya geldik. Dünya tarihinde eşi görülmemiş bir duygululukla ve kendini beğenmişçesine ve kendinibeğenmişçesinesankibizdenöncebirşeysöylememişçesinegillerden olmaktan korkmadan kapınızı yumrukluyoruz."
kelimeler, albayım, bazı anlamlara gelmiyor
"Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi: Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: "Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda..."
"Haklısınız albayım." Oturdu. "Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor."
Lale Müldür
Rainer Maria Rilke
Andrey Platonov
Judith McNaught
Tahsin Yücel
Jack Canfield
Okay Tiryakioğlu
Alper Canıgüz
Arthur Schopenhauer
Ömer Hayyam