Farkında olarak yada olmayarak, bir takım beklentilerle birbirlerine yaklaşıyorlar. Çoğu zaman, biri diğerinden, diğeri de ondan kendisini ?yaşatmasını? beklerken, şirket ortaklığı benzeri ilişkilerin içinde hapsolup bu kez de beraberliklerin çürümesini bekleyerek. İnsanlar, ?ben ona şunu verdim? ya da ?o bana hiçbir şey vermedi? gibi ifadeleri sık kullanıyorlar. Bunu yaparken aslında ?ilişkinin kendisine? ne kattıklarını ya da katmadıklarını düşünemiyorlar; aslolanın bu olduğunu bilemediklerinden, belki de örneklerini tanımamış olduklarından. İlişki aynı zamanda, bir şeyleri birlikte yapmaktan mutluluk duymaktır. Önemli olan yapılan iş değil, yapılan şeyin birlikte yapılması ve o şey yapılırken bir bütün olabilmek. Dolayısıyla olmak, yapmaktan önce gelir.
Diğer Engin Geçtan Sözleri ve Alıntıları
Güzellik, ona sahip olan kişiye hoşluk yaşatan bir nesne ya da şekildir. Aslında söz konusu nesne, güzel olduğu için ona sahip olana haz vermez, kendisine haz verdiği için onu güzel bulur..
''Sen ya ölüydün ya da ölümsüz,hiç fani olmadın ki!'' Kısa bir sessizliğin ardından sesi tekrar duydu. bu kez daha acımasız.
'' Ölümden değil, yaşamaktan korkmuştun! ''
Yabancılaşma, insanın üzerine çöken en ağır duygu olmalı, yaşattığı dünyasızlığıyla. Panik atağın ölüm agonisini andıran çaresizliğinden ya da depresyonun iflah olmayacağına inanılan karamsarlığından da ağır. Panik atağa dünyaya yönelik bir imdat çağrısı, depresyona dünyaya yönelik öfke eşlik eder,yabancılaşmada ise dünya silinir.
"İnsan geleceği düşünmeye başladığı andan itibaren, yaşamakta olduğu cenneti terk edip anksiyete dünyasına adım atar; üzerine kaygının gri tonu çöker, hırs dürtüsü oluşur, mülkiyet başlar ve "düşünceden yoksun" yabanın keyifli hayatiyeti kaybolur."
Güzellik, ona sahip olan kişiye hoşluk yaşatan bir nesne ya da şekildir. Aslında söz konusu nesne, güzel olduğu için ona sahip olana haz vermez, kendisine haz verdiği için onu güzel bulur..
''Sen ya ölüydün ya da ölümsüz,hiç fani olmadın ki!'' Kısa bir sessizliğin ardından sesi tekrar duydu. bu kez daha acımasız.
'' Ölümden değil, yaşamaktan korkmuştun! ''
Yabancılaşma, insanın üzerine çöken en ağır duygu olmalı, yaşattığı dünyasızlığıyla. Panik atağın ölüm agonisini andıran çaresizliğinden ya da depresyonun iflah olmayacağına inanılan karamsarlığından da ağır. Panik atağa dünyaya yönelik bir imdat çağrısı, depresyona dünyaya yönelik öfke eşlik eder,yabancılaşmada ise dünya silinir.
"İnsan geleceği düşünmeye başladığı andan itibaren, yaşamakta olduğu cenneti terk edip anksiyete dünyasına adım atar; üzerine kaygının gri tonu çöker, hırs dürtüsü oluşur, mülkiyet başlar ve "düşünceden yoksun" yabanın keyifli hayatiyeti kaybolur."
Belki de kendimizi başkalarıyla kıyaslamalıyız, ama sadece gönül fakirliği ve zenginliği açısından.
Kimin yazgısını kimin belirlediği bilinmez.
Demet Altınyeleklioğlu
4 Beğeni
Küçük İskender (Derman İskender Över)
58 Beğeni
William Shakespeare
151 Beğeni
Murathan Mungan
92 Beğeni
William Cuthbert Faulkner
7 Beğeni
Jean-Christophe Grangé
56 Beğeni
Jean-Jacques Rousseau
31 Beğeni
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
60 Beğeni
Chuck Palahniuk
146 Beğeni
Maeve Binchy
9 Beğeni