''Dinimi soran olmayacaktı bana. Olur da birisi merak ederse, cevabım hazırdı: Müslüman, Yahudi ve Katolik; kısacası İNSAN ! ''
"Aptallık bu memlekette o kadar yaygın ki, kapıyı pencereyi sıkıca kapamazsan havayla bile içeri girer.Dünyanın en bulaşıcı hastalığır aptallık."
"Bırak hayat bir nehir gibi aksın; olumlu düşün ki her şey olumlu olsun; dünyadaki kötülüklerin kaynağı olumsuz düşünmektir."
Musa, "Her şey Tanrı'dır" demişti; İsa, "Her şey sevgidir" Marx, "Her şey paradır" Freud, "Her şey sekstir" Einstein, "Her şey görecedir" deyivermişti.
Belki de en iyisi o vahşi yalnızlığı seçmek ya da kendini öldürmekti Pavese gibi.
Onu keskin ve yoğun bir özlem duygusu uyandırmıştı. Yakıcı, yeri boş kalan, içini sızlatan bir özlem duygusu; ama bu duygunun nereye yöneldiği belli değildi. Öylesine bir özlemdi işte; belki boşluğa, belki hiçbir yere; belki de özlem duygusunun ta kendisine...
Zalimlik bir tercih değil, yapılan işin gereğiydi...
Ne var ki yaşam biçimi, insanın düşünceleri dahil olmak üzere her şeyini değiştiriyordu
Çünkü hiçbir siyahın kemikleri siyah değil; bizim kemiklerimizde sizinkilerin renginde. Bu yüzden aramızda bir fark kalmadı. Mahşer gününde dirildiğimizde kimse bize ayrı bir ırk gözüyle bakmayacak, çünkü fark göremeyecek. Ya kemiklerimizde siyah olsaydı; düşünebiliyormusunuz?.
Mustafa Kemal bu ülkede aydınlığın, direnişin, bağımsızlık ruhunun, yurtseverliğin ve çağdaşlığın simgesi oldu. Ne mutlu ona! Ne mutlu bize!
Yukio Mişima
Joseph Conrad
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Jojo Moyes
Erol Güngör
Sinan Akyüz
Anne Rice
Küçük İskender (Derman İskender Över)
Carl Gustav Jung
Paul Auster