Hep böyleydi. Bir şey en gerektiği anda olmazdı.
Hepimiz korkağız. Korktuğumuz için severiz; korktuğumuz için yaşarız; korku yüzünden öldürürüz. En kötüsü kısa sıkıntılardan korkarız.
Belki paranın kendisi değil de sayısı önemlidir. İnsanların yaşamasında önemli olan, ayrıntılar değil mi? Ayrıntısız yaşayan yalnız bitkiler. Azotlu, sulu, klorofilli, güneş ışıklı bir yaşama.
Ya insanlar? Onların yaşamasında her şey ayrıntı. Önemli olan yemek değil, yenecek yemeğin çeşididir; giysi değil, giysinin çeşididir; ayakkabının çeşidi. Günlerin adı bile... Belli günlerde belli yaşamaları vardır. Pazar günleri pazarlık yaşamalarını kuşanırlar, çarşambaları çarşambalık! Hep ayrıntılar! Paranın sayısı gibi.
- Fotoğrafları sevmem, demişti. İnsanın hayalini sınırlarlar; hep kendilerini düşünmeye zorlarlar bizi.
Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı.
Gücün dayanmaktansa yalnızlığıma kaçarım. Bana tek insan yeter.
Açık korku kişiye adam öldürtür, gizlisi uslu uslu oturtur.
Bu iki adam dünyada hoşgörü diye bir şey olmadığını bilmiyorlar. İnsan kendininkine uygun olmayanı bağışlamaz. Biz, hoşgörüsü olmadığını bile bile, başkalarında kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz.
Büyük sevinçlerden büyük kederlere birden geçişi öğreniyordum.
Haruki Murakami
Metin Altıok
Marquis de Sade
Mario Mazzanti
Charles Bukowski
Mahmut Esat Bozkurt
Mümin Sekman
Pierre Rey
Jiddu Krishnamurti
Amin Maalouf