R., bir ölümü ve ölümsüz aşkı hissetti: ruhunda sanki bir kabuk kırıldı ve adam görünmeyeni, uzaklardaki bir müziği hatırlarcasına, cisimsellikten yoksun ve tutkuyla düşündü.
İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum.
O zaman, sana göre ölü olduğuma göre, neden ölmekten hoşlanmayayım, sen benden gitmiş olduğuna göre, neden ben de artık yoluma gitmeyeyim?
belli bir hedefi olmayan her hayat bir hatadır.
Beni teselli edecekler ve birtakım sözcükler söyleyecekler, sözcükler, sözcükler; fakat ne yardımı dokunabilir ki sözcüklerin bana?
Ölmüş olan kalbinde artık acı veren bir şey kalmamıştı.
Ah! Yarabbim, yarabbim! Hiç bu kadar yalnız kalmadım ben.
Kendini tanımak, daha o an kendini korumak ve çoklukta faydasız yere korumak demektir...
Bir daha gelmemek üzere çekip gitmişti her şey.
Sessizliğin sonsuzluğu içinde kapatıldığını sandı; göğsünün üstünde, görünmeyen göklerin karanlığını duydu.
Marquis de Sade
Jean Paul Sartre
Ahmet Haşim
Sadettin Ökten
Batuhan Dedde
Barış Bıçakçı
Pucca
Mine Söğüt
Noam Chomsky
Yılmaz Odabaşı