Pencere, en iyisi pencere; Geçen kuşları görürsün hiç olmazsa; Dört duvarı göreceğine..
Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epiyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum...
Öyle bir yerde olmalıyım ki, Ne karpuz kabuğu gibi, Ne ışık,ne sis,ne buğu gibi... İnsan gibi...
DELİ EDER İNSANI BU DÜNYA BU GECE, BU YILDIZLAR, BU KOKU.. BU TEPEDEN TIRNAĞA ÇİÇEK AÇMIŞ AĞAÇLAR..
Kuş Ve Bulut Kuşçu amca! Bizim kuşumuz da var, Ağacımız da. Sen bize bulut ver sade Yüz paralık.
Bak..! Dünya renkler içinde..! Bu güzel dünya içinde Sevin sevinebilirsen, İnsanlığın haline karşı...
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş..! İller, göller, kıtalar aşmak. Ne hoş deniz deniz dolaşmak Düşünceler gibi başıboş...
Ama gene de, Gene de güzel günler geçirebilirim, Geçirebilirim bu mavilikte, Suda yüzen karpuz kabuğundan farksız, Ağacın gökyüzüne vuran aksinden, Buğudan, sisten, ışıktan, kokudan...
Biliyorum, kolay değil yaşamak Ama işte bir ölünün Hala yatağı sıcak birinin Saati işliyor kolunda. Yaşamak kolay değil ya kardeşler Ölmek de kolay değil; Kolay değil bu dünyadan ayrılmak...
Bilmem nasıl anlatsam..? Nasıl nasıl size derdimi Bir dert ki yürekler acısı Bir dert ki düşman başına Gönül yarası desem, değil Ekmek parası desem...Değil Bir dert ki dayanılır şey değil
Yılmaz Odabaşı
Mehmet Rauf
Jean de la Fontaine
Füruğ Ferruhzad
Rebecca Solnit
Soren Kierkegaard
Rainer Maria Rilke
Mark Twain
Sine Ergün
Cemalnur Sargut (Cemâlnur Sargut)