Montaigne, kötü davranışlardan, istemediğimiz için kaçının, diyor: beceremediğiniz için değil. Beni ne güzel açıklıyor. Ben de diyorum ki: sayın Montaigne ve sizin gibiler! Canınız cehenneme ! Sizin haklı olmanız bana bir şey kazandırmıyor. Köşemde kıvrılıp ölüyorum işte.
Beni kötü sonuçların beklediğini kuruyordum kafamda. Daha doğrusu ben kurmuyordum; kafamda kurulu bir makina vardı ve bu makina, durmadan, ara vermeden düşünceler, izlenimler sıralıyordu. Bu makinanın idaresi benim elimde olsaydı, yalnız istediğim şeyleri, istediğim sırada düşünebilseydim neler başarmış olacaktım.
Seni hürmete layık yapan kara sapandır.
Mucize, yalnız tehlikenin anlatılmaz sürekliliğinde değildir.
Hürriyet, ölümden kaçmak demek değildir. Belki de yalnız ölüme giderken hür olabilir insan. Ancak ölüm-kalım anında hürriyetin gerçek anlamını kavrayabilir.
Ölmeden ölmek zormuş: öyle söylüyor şair. O kadar zor değil. Ölümü beklemek zor. Ölümü bekliyorum ve ölüm gelmek bilmiyor.
Ölümden kaçmak için sonsuz sayıda aşağılık düzen peşinde koştum; sonunda, yaşamama izin verilirse, ne yapacağımı bilemeyeceğim. Karanlık günlerimde beni hor görenlerin anıları yüzünden rahat edemeyeceğim.
Geri dönmenin de çok formalitesi var. Önce bir pişmanlık dilekçesi vereceksin, inceleyecekler. On beş gün süresi var. Soruşturacaklar: eski bağıntılarını kopardı mı ? Kitaplığındaki zararlı kitapları ayıkladı mı? Her gün traş oluyor mu? Saçını tarıyor mu artık ? Sonra bir deneme dönemi var. Çeşitli insanlarla çeşitli biçimlerde birlikte olacaksın... Katlanamam bütün bunlara. Ben dilekçeme aynı günde cevap istiyorum.
Hürriyet tarifiniz nasıl? Sizin de hürriyetiniz, başkalarının hürriyetinin başladığı yerde mi bitiyor? Hayır, yok böyle bir şey. Herkes, başkalarını rahatsız etmekte de hürdür. (668)
" 'Önce kelime vardı.' diye başlıyor Yohanna'ya göre İncil. kelimeden önce de yalnızlık vardı. Ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık... Kelimenin bittiği yerde başladı. Kelimeler, yalnızlığı unutturdu ve yalnızlık, kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. yalnız kelimeler acıyı dindirdi ve kelimeler insanın aklına geldikçe yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu."
Nihat Behram
Mustafa Balbay
Mümin Sekman
Tahsin Yücel
Nasuh Mahruki
Mehmet Ali Kılınç
Metin Altıok
Yılmaz Yeşildağ
Michel de Montaigne
Isabel Allende