Bu gazaplı Tanrı,oğullarının kanını içmişti,onların kanıyla doluydu boğazına kadar.
Beni,kaderin olağanüstü bir kayırması,bedelsiz olarak verilmiş ve her zaman için geri verilebilecek bir armağan gibi görmeyi uygun buldu;ne bekleyebilirdi benden?
Sivri uçlarına çarpmadığım için,gerçeği ilkin güler yüzlü kararsızlığı ile tanıdım ancak.Kime karşı,neye karşı başkaldıracaktım:bir başkasının geçici hevesi hiçbir zaman benim yasam olmak iddiasında bulunmamıştı.
Kötülük için kötü bir toprağım ben.
Özgürlüğümü tam zamanında yapılmış bir göçe,önemini ise çok beklenen bir ölüme borçluyum.Ne olacaktı ki:bütün mucize tanrıçaları ölülerdendir,herkes bilir bunu,bütün çocuklar ölümün aynasıdır.
Şeytana,rastlantıya,boşluğa güvenmek,büyüklerden cümleleri tümüyle almak,ard arda sıralayıp,anlamaksızın,yeniden söylemek gerek.
Tek bir borç var o da hoşa gitmek;herşey göstermeliktir.
Ben bir insanım,insanım ben ve insansal olan hiçbir şey yabancı değildir bana.
Deha ödünç verilmiş bir şeydir;büyük acılarla,alçak gönüllüce,sıkıca katlanılan denemelerle ona layık olmak ,gerekir.
Ne olursa olsun,kemireyim diye attılar bu kemiği önüme ve ben onun üzerinde öylesine çalıştım ki,dünyayı onun içinde görmekteyim.
Aldous Huxley
Charles Bukowski
Erich Fromm
Desiderius Erasmus
Soner Yalçın
Konstantin Stanislavski
Ahmet Telli
Yukio Mişima
Pierre Rey
Tuna Kiremitçi