"...O gün büsbütün güzeldi. Hiç yaşamamış şeyler gibi güzeldi. Hayatın eşiğinde,düşüncenin eşiğinde son bir defa gördüğümüz şeyler gibi güzeldi..."
''Her yerde ancak getirdiğini bulabilirsin!''
Bu tebessüm onun teninde, kanında, uzviyetinin her tarafında açan bahçelerdi.
Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?
Sevdiği kitaplarını oraya, yorganın içinde bir kenara toplar, sonra onlarla beraber, tıpkı oyuncağı ile beraber yatan ve onu kucaklamak için zaman zaman tatlı uykusundan uyanan bir çocuk gibi, onlarla koyun koyuna yatardı.
Dikkat ettim masallar adla başlar.
İnsan birisini bu kadar severse nasıl darılır diyordu. Hiç darılabilir mi? Muhakkak yorulmuştur..
İhsan hayata inanır; anlıyor musun? Hayat mucize ile doludur, der. Hayatın sırrı, ona göre gene kendisindedir.
Her şey iğrençti. İnsanlar arasında temiz, rahat hiçbir şey olamazdı. İnsanoğlu saadetin düşmanıydı. Onu nere görse, nerede hissetse oraya hücum ederdi.
İnsanoğlu tam sevinemez, bu onun için imkânsızdır. Düşünce vardır, küçük hesaplar vardır ve korku vardır. Bilhassa korku vardır. İnsanoğlu korkan mahlûktur. Hangi büyük mucize bizi bu korkudan kurtarabilir?
Alev Alatlı
Didem Madak
Robin Sharma
Turgut Özakman
Jane Austen
Rahmi Vidinlioğlu
Rhonda Byrne
Beşir Ayvazoğlu
Adolf Hitler
Panait Istrati