Al sana bir sürü parlak, yuvarlak söz! Tanrı uşağı dediğin böyle konuşmalı. Siz yeniler yeni bir yönetim kurdunuz, Kalenize dertler giremez sanıyorsunuz; Ama ben iki kral gördüm O kaleden sürülmüş, kapı dışarı edilmiş, Üçüncüsü ki efendisidir bugünkü dünyanın Bu gözlerim görecek onun da En büyük utançla kovulduğunu.
Diğer Aiskhylos Sözleri ve Alıntıları
PROMETHEUS
Kibrimden, gururumdan susuyorum sanmayın:
Kendimi bu hallere düşmüş gördükçe,
Bir düşünce kemirip duruyor içimi:
Ben değil miyim bu yeni tanrılara
Bütün üstünlüklerini kazandıran?
Ama bu konuda susuyorum,
Neler söyleyeceğimi biliyorsunuz .
Buna karşılık, dinleyin ne kadar düşkündü ölümlüler,
Ve ben bu ağızsız, dilsiz çocuksu varlıklara
Nasıl verdim aklı, düşünceyi,
Anlatayım bunu, insanları küçültmek için değil,
Onlara ne büyük iyilikler ettiğimi göstermek için.
Önceleri insanlar görmeden bakıyor,
Dinlediklerini anlamıyorlardı,
Uzun ömürleri boyunca düş görüntüleri gibi
Düzensiz, gelişigüzel yaşıyorlardı.
Bilmiyorlardı duvar örmesini.
İçine güneş giren evler yapmasını,
Ağacı kullanmasını bilmiyorlardı.
Yerin altında, karanlık mağaralarda
Karınca sürüleri gibi yaşıyorlardı.
Ne kışın geleceği belliydi onlar için,
Ne çiçekli baharın, ne hareketli yazın.
Bilinç yoktu hiçbir yaptıklarında
Ben gösterinceye kadar onlara yıldızların
Doğuş batışlarını kestirmenin yolunu.
Sonra sayı bilgisini verdim onlara,
Bu kaynak bilgiyi onlar için ben bulup çıkardım.
Sonra harf dizilerine geldi sıra,
O dizilerdir ki belleği her şeyin,
Anasıdır bilimlerin ve sanatların.
Hayvanlara da ilk boyunduruk vuran ben oldum
Ölümlüleri kurtarmak için kaba işlerden;
Atlan dizginleyip arabalara koştum,
Zenginlerin şanını artıran arabalara.
Deniz1er aşan gemilerin bez kanatlarını
Bulan da benim, başkası değil.
Evet, ölümlüler için neler bulmuşken,
Bugün, zavallı ben bulamıyorum yolunu
Kendi başımı dertlen kurtarmanın.
Dahası var, dinledikçe şaşıracaksın:
Ne bilimler, ne sanatlar daha çıkardım!
En önem1ilerinden biri de şu:
İnsanlar hasta düştükleri zaman
Ölüp gidiyorlardı devasızlık yüzünden;
Ne yiyecekleri şeyi biliyorlardı
Ne içecekleri, ne de sürünecekleri şeyi.
Ben öğrettim onlara otları, bir bir karıştırıp
Bütün hastalıklara karşı ilaçlar,
Cana can katan merhemler yapmasını.
...
Ya toprağın insanlardan sakladığı hazineler?
Tunç, demir, gümüş, altın ve bütün madenler,
Kim buldum diyebilir bunları benden önce?
Hiç kimse... Yalan söyler kim buldum derse.
Uzun sözün kısası, şunu bilmiş ol:
Bütün sanatları Prometheus verdi insanlara.
Akıl gücü kaba güçten üstündür, düşünceye gem vurulamaz, özgür düşünce tutuklanamaz, susturulamaz, alt edilemez, olaylar nasıl gelişirse gelişsin, gelecekte egemenlik kaba kuvvetin değil özgür düşüncenindir.
Aynı mitolojik motiflerle dile gelen bu iki devrim aslında birbirinden ayrı anlamlar taşır. Uranos'un devrilmesinde yalnız kaba kuvvete başvurulur: Erkeklik uzvunun kesilmesi, salt fiziki bir eylemdir. Bu eylemde akıl yoluyla kurulan düzenin bir payı varsa da, bu pay önemsizdir. İkinci devrim bir akıl ve hesap işidir. Onu hazırlamakta ve yürütmekte Uranos'la Gaia'nın oynadıkları kılavuz rolü dikkati çeker. Kaba kuvvetten zarar gördüklerini anlayıp başlarına gelenden ders almışa benzeyen birinci kuşak tanrıları, kendilerini deviren ikinci kuşağı alt etmek için aklın temsilcileri olarak çıkarlar karşımıza. (...) Böylece birinci devrim kaba kuvvetin kendine yenilmesi, ikinci devrimse kaba kuvvetin akılla yenilmesi anlamına gelir. Akıl yolundaki bu gelişimde Zeus bir adım daha ileri gider: Kaba kuvveti kendi çıkarına bir araç olarak kullanır. Ve sonunda kaba kuvvetler birbirlerini yok eder, dünya egemenliği yalnız akıl gücü üstüne kurulur.
...Yönetimi ele geçirmiş nice iktidar sahibi kişi ya da partiler vardır ki, karşılarına dikilip direnen tek tük düşünce sahiplerini susturup yok edebileceklerini sanırlar, oysa sonuç, umduklarının tersine çıkar: İktidar sahipleri devrilir gider, düşünce sahipleri yener ve kalır. İnsan toplumunun bu değişmez yasasının bilincine varan Aiskhylos, onu Prometheus diye bir efsanelik kişinin ağzından bildiriyor bize dek: Akıl gücü kaba güçten üstündür, düşünceye gem vurulamaz, özgür düşünce tutuklanamaz, susturulamaz, alt edilemez, olaylar nasıl gelişirse gelişsin, gelecekte egemenlik kaba kuvvetin değil, özgür düşüncenindir.
...Zeus, bütün kurbanları, uşakları, dalkavuklarına karşın bir çocuk gibi zayıf ve çaresizdir: Onu yıkımdan kurtaracak tek kişi, akıl gücünün taşıyıcısı Prometheus'tur. Zeus, tutukladığı düşmanının elinde tutukludur aslında.
...Okuyucu dikkat etti mi ki başlangıçta Zeus'un uşakları -günümüzün diliyle polisler-, Prometheus'u kaba güce başvurarak tutukladıkları sahnede, Prometheus tek kelime söylemez: Kayaya kakılmasına, zincire vurulmasına ve Kratos'un sövüp saymalarına sessizce katlanır, ama tragedyanın sonunda, (...) son sözünü söyler ve ölür. Kıyamet de kopsa son söz özgür düşüncenindir, demek istiyor Aiskhylos.
...Varsın şimdi otursun korkusuzca tahtında Gökleri dolduran gümbürtülerine güvenerek Ateş soluyan okunu sallayıp ellerinde. Bunların hiçbiri önleyemez düşmesini Şerefini yitirmenin dayanılmaz acısına. Öyle güçlü bir düşman hazırlıyor ki kendisine! Savaşılması zor yaman bir yaratık bu, Bulacağı ateş yıldırımdan zorludur, Gök gürültüsünü bastırır gümbürtüsü.
Al sana bir sürü parlak, yuvarlak söz! Tanrı uşağı dediğin böyle konuşmalı. Siz yeniler yeni bir yönetim kurdunuz, Kalenize dertler giremez sanıyorsunuz; Ama ben iki kral gördüm O kaleden sürülmüş, kapı dışarı edilmiş, Üçüncüsü ki efendisidir bugünkü dünyanın Bu gözlerim görecek onun da En büyük utançla kovulduğunu.
Şu evrende siz tanrılardan Daha zavallısı var mı bilmem: Kurban vergileri Dua üfürükleriyle beslenir Haşmetli varlığınız zar zor. Size umut bağlayan budalalar, Çocuklar, dilenciler olmasa Yok olur giderdiniz çoktan. (Goethe)
Benim seni kutlamam mı gerek? Niçin? Hiç derdine derman oldun mu sen Derdine derman bulunmayanın? Gözyaşını sildin mi hiç Başı darda olanların?
Sibel Eraslan
Okay Tiryakioğlu
Glenn Meade
Afşar Timuçin
Stieg Larsson
Kürşat Başar
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Leonard Cohen
Yavuz Bahadıroğlu
Julie Garwood