Kim bilir, belki öbürünün yanlış anlayacağından çekiniyordu. Çünkü içten duyulan şeyler hep yanlış anlaşılır.
"İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyor."
"Ne kadar sıkıntıda olduğumu biliyordun" diye başladı . Belki sıkıntımın en büyük tarafı , sana hiçbir şey belli etmemek kaygısı idi.
Sana teşekkür borçluyum evlat ... Bana dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünyada suratına tükürülmeyecek bir tek , ama bir tek insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin .
Hayat bir katakulliden ibarettir !.
Sana yeni bir dünya açacağımı sanmıştın... Seni sükutu hayale uğrattım. Ben sana rehber değil ancak Yoldaş olabilirdim , fakat yolu ikimiz de bilmiyorduk ve birbirimize yük olmaktan , birbirimizi şaşırtmaktan başka bir şey elimizden gelmiyordu .
Bereket versin herkes böyle değil ... Daha sarp yollardan yürüyen fakat buna mukabil insan denecek kadar bir insan olmak isteyenler de var ... Belki pek az ... Ama var ... Unutmayın ki dünyada en korkunç şey , ümidini kaybetmektir.
İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim , fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulunü bulmuştum . Buna içimdeki şeytan diyordum , müdafaasini üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde , haksızlığa , tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum.
Halbuki ne şeytanı azizim , ne şeytanı ? Bu bizim gururumuzun , salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu ... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var ... Tembellik var... İradesizlik , bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey : hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var ...
"İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyor."
Bilge Karasu
Mario Levi
Andrey Platonov
Turgut Özakman
Nil Gün
Ömer Seyfettin
Anne Rice
Arundhati Roy
Karen Kingsbury
Beyazıt Akman