İnsan,iç dünyasını bakımlı tuttuğu oranda algılayabiliyor yaratılışındaki bilgeliği...
İnsanlar cümlelerle yaklaşırlar birbirine : sonra uzatırlar ellerini : tutunmak için...
İnsan,kendi anlamını da,ancak,'manevi içeriğini'zenginleştirdikçe kavrayabiliyor.
...dünyanın en büyük fiilini , okumak ile yazmak fiili oluşturur biraz da.
Öğle, az önce eklemlendi sabahla yürüyen zaman levhalarına; ikindi olunca da bir eklemlenme daha; akşam da,kendi levhasını eklemleyerek yatsı'ya eklemlenecek: gün'ün Beş Eylem'inde açılan Atlas'ta Varoluş Kaydı yapılmaktadır.
Bu Atlas'ın üzerinde sınıf yoktur.
Bu Atlas'ın üzerinde soy yoktur.
Bu Atlas'ın üzerinde eşitsizlik yoktur,
Dinkırımlarına,Dilkırımlarına,Soykırımlarına,Emekkırımlarına,Etnikkırımlarına karşı uluslararası,uluslarüstü Direniş Merkezüssü bu Atlas...
Otellere yağmur yağar çocukluğum ıslanır...
İne-çıka bir yokuşun dilinden de anlamaya başlar insan.
Konuştuğunuzda olmaz mı ?
Geç öğrenilirse de,unutulmaz hiç mi hiç Yokuşça Dili...
Umut, bazen,en yakınında durur insanın.
Uzatıverseniz elinizi,dokunabilirmişsiniz gibi sanki.
Uzaklardan ona doğru koşmak da güzeldir.
Tıpkı,serçenin,attığım ekmek parçasını kapıp kaçırıverişindeki olağanüstü güzellik gibi...
Ümmet şövalyeliği gerekli dünyaya...
Kudüs'süz ve İstanbul'suz Aşk yoktur...
Soren Kierkegaard
David Nicholls
Hasan İzzettin Dinamo
Miguel de Cervantes Saavedra
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Carl Gustav Jung
Ömer Nasuhi Bilmen
Mürvet Sarıyıldız
Etgar Keret
Isabel Allende