Uzaklaşan şeylerin gözden yitişini görmemek için, gözlerimizi başka yöne çevirsek bile, yine de ne bok yemeye bir taraflarımızla geyik gibi bakardık.
'Bende Mucnun'dan füzun âşıklık istidadı var' ı oynuyor.
"Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol bana uygun bir ruh önerebilirdi."
"Geçmiş geri geldikçe beni mutsuz ediyor ise geçmemiş midir? Hâlâ burada benimle mi yaşamaktadır? Zaman yolculuğu dedikleri bu mudur? Yolcu, zamanın kendisi de, yolculuk mekân ben miyim? O esnada kalbim neden yanıyor? Arz ederşm"
O daha kibardı ve hikayeyi kibarca terk ediyordu.
Tesadüflerle sürüklenen bir hayattan kurtulmak için tesadüf arayışı?
Beni sevdiğin zaman o benim işte?
"İpi kopmuş bir uçurtmayım,? derdim kendi kendime ve bir uçurtma için en güzel uçuşun, ipi kopukken olabileceğini düşünürdüm.
Sorsalar söylerdim. ?Vallahi,? derdim, ?ben de bilmiyorum bu kadar derine tüpsüz nasıl daldığımı göğsümde bir ağırlık hissetmeden.?
Bu kadar kayıptan sonra geriye kalan nedir ve hakikaten nedir, mesele nedir?
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Sine Ergün
Ali Şeriati
Soren Kierkegaard
Wilhelm Reich
Karen Kingsbury
Tarryn Fisher
Neil Gaiman
İskender Öksüz
Yevgeni İvanoviç Zamyatin