"Dünya mı yıkılsın yoksa bir bardak çay mı içersin?" deseler... "Ben çayımı içtikten sonra dünyanın canı cehenneme" derdim.
Yalnız bir insanın normal olup olmadığını veya aptal olup olmadığını kimse bilemez...
Nihayet şuna geliyoruz baylar: En iyisi hiçbir şey yapmamak! Bilinçli tembellik hepsinden iyi! Onun için yaşasın yeraltı!
"...Elimizden kitapları alsalar o saat şaşkınlık içinde kendimizi kaybederiz. Ne tarafa yürüyeceğimizi, kimden yana çıkmak, kimi saymak, kimi hor görmek gerektiğini bilemeyiz..."
Sevgili okuyucularım, her şeyin tam anlamıyla farkında olmak bir hastalıktır; hem de tümüyle gerçek bir hastalık.
Gariptir, insan her zaman yaptığı işin önemini ya da ne olduğunu fark etmez. Yapar sadece. Yapmak nedir mi? Bilmek? En önemlisi bilmek değil midir?
''ben hasta bir adamım''
''Kötü biri olmamak bir yana, herhangi bir şey olmayı da beceremedim: Ne kötü ne iyi, ne alçak ne namuslu, ne kahraman ne de haşerenin biriyim. Şimdi bir yandan köşemde pinekliyor, bir yandan da acı, faydasız bir teselliyle avunuyorum: Zeki insanlar asla bir baltaya sap olamaz, olanlar yalnız aptallardır. '' (Sayfa: 5)
''Evet efendim, on dokuzuncu yüzyıl adamı en başta karaktersiz olmalı, böyle olmaya manen mecburdur; karakter sahibi, çalışkan bir insansa oldukça dar kafalıdır.'' (Sayfa: 5)
Bununla beraber namuslu bir adamın bahsetmekten en çok zevk aldığı konu nedir bilir misiniz? Cevap: Bizzat kendisi. Şu halde ben de kendimden söz açacağım. (Sayfa: 6)
Sinan Yağmur
Oğuz Atay
Seda Akgül
Italo Svevo
Hüseyin Nihal Atsız
James Joyce
Mehmed Uzun
Julie Garwood
Max Weber
Fatih Duman