Sayın dinleyenlerim , İstanbul Teknik Üniversite Radyosu, bir aydan fazla susturulmayı müteakip, bugün tekrar yayınlarına başlıyor. Teknik Üniversite olarak bizler ve bütün Türk gençliği buna ne kadar sevinse ve ne kadar iftihar etse azdır. Çünkü bu kapatma periyodu, alelade bir radyonun herhangi bir sebeple çalışmasına ara vermesi gibi değildir. Bu ilmin ve tekniğin sesinin kesilmesi ve gençliği susturma gayretinin bir maddi sembolü idi. Her şeye el uzatan istibdatçı zihniyet, buna da el atmıştı.O,gençliğe ve aydına inanmıyor, haklı olarak ondan çekiniyor, korkuyordu. Bilmiyordu ki insanların çeşitli faaliyetlerirne türlü zulüm ve tedbirlerle bağ vurabilirler, yalnız düşünme kudretine ve hürriyet sevgisine asla. Büyük şairimiz Namık Kemal 'Ne mümkün zulm ile bidat ile hürriyet / Çalış idraki kaldır muktedir isen ademiyetten.'diye bundan yıllarca evvel bağırmamış mıydı? Bugün eriştiğimiz ve hepimizin göğüslerini kabartan zaferin asıl manası, aydınlığın zulme, akıl ve ilmin gerilik cehalete olan galebesidir. Bu sebepledir ki radyomuzun açılışından ayrı bir sevin. duymaktayız. Burada bize bugünleri bağışlayan ve uğrunda aziz kanlarını akıtan Türk gençliğine ve asil kahraman ordumuza minnet ve şükranlarımızı sunmayı en başta gelen vazifemiz olarak biliyoruz. Şimdi bütün aydınlara olduğu gibi biz Teknik Üniversitelilere düşen en mühim görev, bu necip hareketin vakarına yaraşan sükunet ve huzuru temine çalışmak, aklın ve ilmin rehberliğinden ayrılmamak ve ATATÜRK'E layık olmaya gayret etmektir. Bu huzur ve sükun devresinden sonra gençliğimizden, aziz vatan için temennimiz, çalışmak ve yine çalışmak olacaktır. İstikbalimizin ancak bu gayrette olduğuna inanıyorum. VAR OLSUN İLMİN SESİ VE ONUN KORUYUCULARI
Diğer Oğuz Atay Sözleri ve Alıntıları
Gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür.
Gözleriniz çok ses çıkarıyor, albayım.
Beklenen geç geliyor; geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor.
Düşüncemin duvarlarına resimler asmak istediğim halde bir türlü olmadı. Belirli noktalara biriken eşya, odanın çıplaklığını daha çok ortaya çıkardı.
Belki yarın soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi. Ayaklarımın ucuna basarak yürürüm yataktan kalkınca. Tahtalar gıcırdar. Hayır, zamanla öğrenirim hangi tahtaların ses vermediğini. Sonra ne yaparım? Uyanmadı, çayın hazırlandığından haberi yok diye sevinirim. Bütün hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. Artık ne olacaksa olsun istiyorum.
Acaba ağaçtan, ottan ya da uçamayan böceklerden filan bir yerden sevmeye başlamış mıydım? Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. Ya hiç sevmemişsem bugüne kadar? Bir kitaba yeniden başlamak gibi, sevmeye yeniden başlamak pek kolay sayılmazdı herhalde.
"Ben ve Olric sizleri sarsmaya geldik. Dünya tarihinde eşi görülmemiş bir duygululukla ve kendini beğenmişçesine ve kendinibeğenmişçesinesankibizdenöncebirşeysöylememişçesinegillerden olmaktan korkmadan kapınızı yumrukluyoruz."
kelimeler, albayım, bazı anlamlara gelmiyor
"Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi: Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: "Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda..."
"Haklısınız albayım." Oturdu. "Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor."
Yusuf Hayaloğlu
Nahid Sırrı Örik
Richelle Mead
Aslı Erdoğan
William Shakespeare
Soren Kierkegaard
Sylvia Day
Julie Garwood
Sir Arthur Conan Doyle
Murat Gülsoy