Gündelik eşyalara, mesela bir tereyağı bıçağına bakarken anlıyor insan birinin gittiğini ve bir daha dönmeyeceğini; ve o bıçağın sonsuza dek yalnızlığını dilimlere ayıracağını.
Diğer Marc Levy Sözleri ve Alıntıları
Neden yüce devletlerimiz savaşa takım takım insan koştururlar da, çocukları kurtarmaya gelince bir avuç insan gönderemezler ?
Yaşamın bir yılının ne olduğunu mu merak ediyorsun: Bu soruyu yılsonu sınavında başarısız olmuş bir öğrenciye sor. Yaşamın bir ayı: Bu konuda erken doğum yapmış, bebeğini sağ salim kollarına almak için kuvözden çıkmasını bekleyen bir anneyle konuş. Bir hafta: Ailesine bakmak için bir fabrikada ya da maden ocağında çalışan bir adama sor. Bir gün: Kavuşacakları günden başka bir şey düşünemez olmuş aşıklara sor. Bir saat: Asansörde mahsur kalmış bir klostrofobiğe sor. Bir saniye: Bir araba kazasından kıl payı kurtulmuş bir adamın yüzündeki ifadeye bak. Ve saniyenin milyonda birini olimpiyatlarda uğruna ömrünü verdiği altın madalya yerine gümüş madalya almış atlete sor.
Neden yüce devletlerimiz savaşa takım takım insan koştururlar da, çocukları kurtarmaya gelince bir avuç insan gönderemezler ?
Yaşamın bir yılının ne olduğunu mu merak ediyorsun: Bu soruyu yılsonu sınavında başarısız olmuş bir öğrenciye sor. Yaşamın bir ayı: Bu konuda erken doğum yapmış, bebeğini sağ salim kollarına almak için kuvözden çıkmasını bekleyen bir anneyle konuş. Bir hafta: Ailesine bakmak için bir fabrikada ya da maden ocağında çalışan bir adama sor. Bir gün: Kavuşacakları günden başka bir şey düşünemez olmuş aşıklara sor. Bir saat: Asansörde mahsur kalmış bir klostrofobiğe sor. Bir saniye: Bir araba kazasından kıl payı kurtulmuş bir adamın yüzündeki ifadeye bak. Ve saniyenin milyonda birini olimpiyatlarda uğruna ömrünü verdiği altın madalya yerine gümüş madalya almış atlete sor.
Yaşamın sayfaları dönüp durdukça, atılan her adımın insanı daha da geriye götürdüğü kâbuslardaki gibi, bilginin benden daha da uzaklaştığını anladım.
Tepesinde, kent ışıklarının halelerine direnebilmiş birkaç yıldız pırıltısı geniş camlarda dağılıyordu, soluk renkte bir eşarbın ince işlemeleri gibiydiler.
Sanat duygudan doğar, onu zamansız ve ölümsüz kılan da budur.
Kendinle dost olmayı başarırsan eğer, yaşamın iniş çıkışlarla dolu olduğunu göreceksin.
Ölümün bile anıları silemeyeceği kadar sevmiş olabilir miyiz? Sevgimiz biz öldükten sonra yaşamaya devam ediyor olabilir mi? Karşısındakini kaybetmeyecek kadar sevmiş olanları yaşamın sonsuza dek bir araya getirebileceğine inanıyor musun?
Senin gülüşlerin benim en güzel yaşam kırıntılarım.
Marguerite Duras
Chris Cleave
Tess Gerritsen
Alain de Botton
Isabel Allende
Mine Söğüt
Max Weber
Suzanne Collins
Richard Bach
Arthur Rimbaud