Bir gün kendi aralarında konuşup gülüşen gençlere arkalarından yavaşça yaklaşmıştı Sevgililer Sevgilisi. Ali bir şeyler söylüyor, Fatma ise gülerek ona itiraz ediyor, sonra Fatma'nın sözlerine Ali sevinçler karşılık veriyordu. Gençlerin ne konuştuklarını duyamamıştı ve merak da etmişti. Birkaç kez öksürdü. Destur, ben geliyorum demek istiyordu. Ali ve Fatma, Peygamberimizin yaklaştığını görünce aniden sohbeti kesip, ciddiyet ve hürmetle onu ayakta beklediler. Resulullah önce her ikisine sarıldı, onların ellerini öper öpmez de her ikisine sormadan edemedi: Neymiş bu gülüştüğünüz, konuştuğunuz ki benim geldiğimi fark edince sustunuz? Ali, Fatma'ya Sen başla diye kaş göz etti. Fatma, Babacığım, amcamın oğlu diyor ki, 'Ben Resulullah'ın gönlünde senden daha sevgiliyim. Baban en çok beni sever.' 'Ben de, 'Hayır, ben senden daha sevgiliyim, babam beni 'yüreğimin içi' diye sever,' deyip itiraz ediyorum. Bu hoş münakaşamızın konusu senin hangimizi daha çok sevdiğin ile ilgilidir. Resulullah güldü. İkiniz de hem haklı, hem de haksızsınız, dedi. Şaşırıp kaldılar her ikisi de. Bir anlam çıkaramadılar. Sonrasında devam etti Resulullah: Baba olarak evladım Fatma kalbimin zirvesinde, velayet ve keramet olarak da Peygamber'in kalbinde Ali ilklerin ilkidir. Baba diliyle Fatma derim, Resul lisanıyla illa Ali derim.
Diğer Sinan Yağmur Sözleri ve Alıntıları
Aşk kutsaldır; kirli gönüllerde yuva yapmaz!
İnsanın toprağı aşk şebnemi ile yoğruldu
Ruhun damarına aşkın neşteri vuruldu
Ondan bir damla aktı. Ve ona da 'Gönül' adını verdiler.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: ''Kadın bir kaburga kemiği gibidir. Kadın bir kaburga kemiğinden, bir eğri kaburga kemiğinden yaratıldı, onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın, kırılması da boşanmasıdır.''(ss.199)
Allah annesini sevene Peygamber'in hırkasını giydirir.
Kulluğunu Allah katında öyle yücelt ki,
Allah, sana sorsun:Kaderine ne yazayım.(ss.181)
"Yağmur değil de sen yağardı bu şehrin üzerine.Her defasında sokağa atardım kendimi.Islanmak güzeldi sende.Sen yağdıkça üzerime."
hayatını öyle yaşa ki RABBİN sorsun sana kulum kaderine ne yazayım diye...
Bazı aşklardan yeniden doğarak çıkarız, yolumuz ulaşır ilahi aşka. Bazen de aşk çölünde parça parça ölerek mahzun kalırız. Biz dünyanın aşk mağdurlarıyız. İlahi kader bizi bin türlü belaya düçar etse de, bezm-i elestte dediğimiz beladan vazgeçmeyiz. Arafta kalmak gibi bir tercihimiz yok bizim. İlla aşk. İlla bela.
Aşk yolculuğunun yakınlık ve uzaklık mesafesi olmaz. Aşk yolunda olanın, "Ya bulamazsam" derdi olmaz. Sen yola düşmeden bir bak bakalım yüreğine, yol sana kısmet olup düşmüş mü?
Kerbela'dan yıllar sonra bir Kufe'li İmam Cafer'e gelir ve sorar: Ey İmam! İhramlı iken bir sineği ezersem, onun kanı Haccı bozar mı? İmam sesini yükselterek : Be utanmaz! Hüseyin'in kanını dökerken çekinmediniz de çıkmış benden sineğin kanının hükmünü mü soruyorsun. Yıkıl karşımdan!
Mine Söğüt
Mehmet Akif Ersoy
Demet Altınyeleklioğlu
Nil Gün
Orhan Duru
Maksim Gorki
Edip Cansever
İnci Aral
Hannah Arendt
Ayşe Kulin