İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense,körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpışktıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
"... Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?"
"... İnsanları, kendi cinslerinden biri üzerinde kudret ve salahiyetlerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır? Hele bunu yapmak fırsatı, bir takım ince hesaplar dolayısıyla, ancak muayyen bazı kimselere karşı kendini gösterirse."
"Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz."
?Berlin'de yalnızsınız değil mi?" dedi. "Ne gibi? " "Yani... Yalnız işte... Kimsesiz... Ruhen yalnız... Nasıl söyleyeyim... Öyle bir haliniz var ki..." "Anlıyorum, anlıyorum... Tamamen yalnızım... Ama Berlin'de değil... Bütün dünyada yalnızım... Küçükten beri..."
Asıl sebep ve neden varabilseniz göreceksiniz ki en zayıf tarafımız dışımızdır.Gözümüzü kör eden yedi renktir,kulağımızı sağır eden sesler,ağzımızı paslandırsan yediklerimiz,kalbimizi önce coşturup sonra durduran sonsuz koşmalarımızdır.
İnsanlar arasındaki munasebetleri tanzim eden amiller ne kadar gülünç, ne kadar dıştan, ne kadar boş ve bilhassa asıl insanlıkla ne kadar az alakası olan şeyler
"... Garsonu çağırıp hesap gördüm. Birdenbire açılmış, cesaretlenmiştim. Uzun yapraklı bir defterin üzerine bir kaç rakam yazan adamın yüzüne, "Saadetimi fark etmiyor musun a sersem!" der gibi dik dik bakıyor, henüz salonu terk etmemiş müşterileri, hatta orkestrayı, gülerek selamlamak için kuvvetli bir arzu duyuyordum.."
"... İçimde birdenbire bütün insanlarla sarmaş dolaş olmak, uzun yıllar birbirinden ayrı kaldıktan sonra nihayet kavuşan dostlar gibi coşkun bir muhabbetle herkesi öpmek arzusu vardı..."
" Size sadece isminizle hitap etmek fırsatını bu kadar çabuk elde ettiğim için bahtiyarım!"
Gustave Flaubert
Behiç Ak
Tami Hoag
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Kahraman Tazeoğlu
Chris Cleave
John Berger
E. L. James
Mehmet Deveci
Mario Mazzanti