Sıcak savaşın galibi olmayacağına göre, savaş başka imkanlarla yürütülecekti. Zaten harp teorisinin babası Clausewitz'e göre harp siyasetin başka vasıtalarla devamı değil midir? Şimdi de harp başka vasıtalarla devam edecektir. Bu başka vasıtalar propaganda, algı yönetimi, fikir sistemi ve ideolojilerdir. Sıcak savaşa kıyasla bu yeni savaşın maliyeti de düşüktür. Çünkü savaşanlar, büyük çapta başka ülkelerde ele geçirilen beyinler, kalemler ve siyasetçilerdir.
Bizler bürokratlara göre ''Irkçı- Turancı'' idik ve mutlaka sakıncalıydık
Fikir sistemleri savaşının ateşi, propagandadır.
Hatta Nurullah Ataç gibi bazıları, Türkçe yerine Latincenin ikamesinin daha hayırlı olacağını düşünüyordu.
Irk ve kavim anlayışı millet kavramına giden yolda en büyük engel.
Dünyada tarihçiler, bizimkilere göre çok basit bir işle uğraşırlar: Geçmişimizde ne olmuştur? Nasıl olmuştur? Niçin öyle olmuştur? Bizimkilerin programı daha atılgandır: Bu milletin tarihi nasıl olmalıdır? Nasıl olursa maksada uygundur? Sonra iş o tarihi keşfetmeye gelir. Öyle bir tarih mutlaka vardır. İyi bakın bir yerlerde saklanmıştır; onu bulup çıkaralım...
Siyasi ümmetçiler topluma baktıklarında ideolojileri milleti görmelerini engelliyor. Sadece ırklar kavimler etnisiteler görüyorlar.
Gökalp kavmin sınıfın ümmetin bırakın milliyetle rekabetini milliyetin destekçisi muavini olduğunu söylemektedir.
''Mısırlıları Türk olmadıklarına ikna etmemiz bir asır sürdü.''
Abdullah Cevdet Batı'dan damızlık insan getirmeyi teklif etmişti.
Ömer Nasuhi Bilmen
Naşide Gökbudak
Marquis de Sade
Sinan Sülün
Daniel Quinn
Sezgin Kaymaz
Ken Grimwood
Ercan Kesal
Michael Ende
Haruki Murakami