Neden diye sormuştun. Ellerini tuttuysam uçuruma düşmemek içindi. Güneşte ıslık çalan çocuklar içindi. Aslında tek kişi sayılmaz mı karanlıkta iki kişi. Kaybolan olursa elma diye bağırsın. Ne çok şey konuşmuştuk orada ama yine sessiz çıkmışız.
Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu.
Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu.
Herkes kendi kabusunu görür. Bir kabusu kabus yapan şey ondaki aktarılamayan noktalardır. Başkasına anlattığın şey kabus değildir artık.
İnsan bir yerde doğdu mu oralı olmuyor, o zamanlı oluyor daha çok. Memleketi o zaman oluyor. Doğduğumuz büyüdüğümüz şehirdeki bütün değişimleri hüzünle kaydetmemizin nedeni bu. Hüzünlenmek için illa somut bir yıkıma da gerek yok. "Eskiden bu okulun kapısı paslıydı ne güzel," diye üzüldüğüm de oldu. Konu, doğduğumuz yerin mazisi olunca asla vazgeçemeyeceğimiz takıntılar var çünkü. Renkler var, sesler var, kokular var, binlerce ıvır zıvır var. Sonsuza kadar yitirilmiş anlar var. İnsan zamanını durdurmak istediği yere aittir.
Arada birbirimizi kaybettiğimiz iyi oldu. Bir şeyin kıymetini bilmenin en klasik yolu onu kaybetmektir.
Suçun cezasından kaçabilirsin ama vicdanın azabından kaçamazsın.
İçinde bencillik olmayan hiçbir mutluluk yoktur. Kimse kimseyi mutlu edemez. Mutluluk sadece gasp edilebilir bir şey. Hayatın boyunca mutlu olduğun anları toplasan, on beş yirmi dakikadan sonrası haksız kazanç gibi gelir.
Şimdiki aklım olsa öyle yapmazdım. Ama öyle yapmasaydım, şimdi ki aklım olmazdı.
Kendimizi özgür zannediyoruz oysaki ipimizi biraz uzun bırakmışlar. Sınırlara gelince fark ediliyor bu. Dışarı çıkmak isterken kendimi cama vurup duran yarı delirmiş karasinekler gibiyken. Sadece geceleri, yapayalnız ve yalınayakken anlaşılabilecek şeyler var.
Umberto Eco
Khaled Hosseini
Mehmet Deveci
Carlos Fuentes
Mahir Ünsal Eriş
Mehmet Rauf
Albert Camus
Ryunosuke Akutagava
Bediüzzaman Said-i Nursi
Rahmi Vidinlioğlu