Bu daima böyledir. Hadiseler kendiliğinden unutulmaz. Onları unutturan, tesirlerini hafifleten, varsa kabahatlilerini affettiren daima öbür hadiselerdir.
"Kalp işlemiyor artık. Beyinde arıza var"
"İnsan birisini bu kadar severse nasıl darılır?" diyordu. Hiç darılabilir mi? Muhakkak yorulmuştur..
"Hayat benim için iki eli cebinde uydurulan bir masaldı."
İçimde o zamana kadar duymadığım bir eziklik vardı. Bu korku değildi, acı değildi. Ancak kendisine ihanet eden insanların duyacağı bir azaptı. Bir ucu iğrenmede biten garip bir duygu...
O bana hiçbir şeye sahip olmadan, hiçbir şeye aldırmadan yaşamayı öğretti."
Hayat denen bir şey vardı. Paralı parasız insanlar yaşıyorlardı. Kızıyorlar, gülüyorlar, ağlıyorlar, alakadar oluyorlar, seviyorlar, ıstırap çekiyorlar, fakat yaşıyorlardı.
En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı?Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey; bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi."
O bana hiçbir şeye sahip olmadan, hiçbir şeye aldırmadan yaşamayı öğretti."
"" Belki bu iyi gelir!" diyordum. Elbette birinden biri iyi gelecek ve ben de etrafımdakilere benzeyecektim. Muhakkak benzemeliydim. Benzemezsem yaşamak çok güçtü."
Katharine Burdekin
Walter Benjamin
Niccolo Machiavelli
Özen Yula
Albert Einstein
Mahir Ünsal Eriş
Cem Mumcu
Susanna Tamaro
Hıfzı Topuz
Mahmut Esat Bozkurt