Yüzüne bakılmayan erkekler güzel kadın istiyor, kör cahiller paranın kendisine yakışacağını sanıyor, kalem korkunç insanların elinde... Bir odacıya Genel Müdürlük teklif edin vallahi yok demez! ''Benim neyim eksik?'' duygusu bütün toplumu aşağılık mahluklar haline getirdi. Para, bir zamanlar yeryüzünde Allah'ın gölgesiydi. Onun aracılığıyla adalet dağıtılırdı, iyilik yapılırdı, insanlar kurtarılır, güzellikler yeşertilir, mazlumlar zalim efendilerin kanlı ellerinden kurtulurdu.
Diğer Bülent Akyürek Sözleri ve Alıntıları
Sıradan olmak,herkes gibi bir hayat yaşamak bu çağın kabusu sanki!Çoğunluğa uyan,marjinal fikir ve davranış biçimlerine sahip olmayanlar aşağılanarak nefisleri kırbaçlanıyor.Hepimiz,yarı tanrı olmaya aday antik Yunanlılar gibiyiz...
Polisin, askerin, aşçının, kafasına şapka yada benzeri şeyleri takmalarının hikmeti, görevlerini hatırlasınlar hiç unutmasınlar diyedir.
Her üniforma bir hatırlatmadır. Bizler kafamızdan sarığı çıkardığımız gün ölümü unuttuk. Bildiğiniz gibi sarık, bize kefen olmaya yetecek büyüklükteki bezden yapılırdı. Müslümanın tek varlığı olan sarığı öldüğü yerde ona kefen yapılırdı, yani kabrimizi başımızda taşırdık.
Psikolojık olarak düşünün; başımızda kabrimizi taşırken şeytanlık düşünüp dünya malına minnet edebilir miydik?
Başımızın üstünde kabrimizi taşırken kar-zarar değil, haram-helal adımlarıyla yürüyorduk...
"Nike" şapkasının altındaki İngilizcesi sağlam insanlara ölümü nasıl izah edeceğiz?
Sıradan olmak,herkes gibi bir hayat yaşamak bu çağın kabusu sanki!Çoğunluğa uyan,marjinal fikir ve davranış biçimlerine sahip olmayanlar aşağılanarak nefisleri kırbaçlanıyor.Hepimiz,yarı tanrı olmaya aday antik Yunanlılar gibiyiz...
Polisin, askerin, aşçının, kafasına şapka yada benzeri şeyleri takmalarının hikmeti, görevlerini hatırlasınlar hiç unutmasınlar diyedir.
Her üniforma bir hatırlatmadır. Bizler kafamızdan sarığı çıkardığımız gün ölümü unuttuk. Bildiğiniz gibi sarık, bize kefen olmaya yetecek büyüklükteki bezden yapılırdı. Müslümanın tek varlığı olan sarığı öldüğü yerde ona kefen yapılırdı, yani kabrimizi başımızda taşırdık.
Psikolojık olarak düşünün; başımızda kabrimizi taşırken şeytanlık düşünüp dünya malına minnet edebilir miydik?
Başımızın üstünde kabrimizi taşırken kar-zarar değil, haram-helal adımlarıyla yürüyorduk...
"Nike" şapkasının altındaki İngilizcesi sağlam insanlara ölümü nasıl izah edeceğiz?
İnsanın hesap vereceği bir makamı yoksa zalimleşir.
Allahın neresinden bedenimize üflenen mübarek ruh bu dünyada olmak istemediği yerlerde gezinmekten, görmek istemediklerini görmekten ve duymak istemediklerini duymaktan bedenlerimizin içinde hıçkırarak ağlıyor.
Kendini seven, beğenen insan beklenti içindedir. Onun kendisine olan sevgisi aslına bakarsanız dış dünyaya attığı "beni acilen Sevin, yardıma ihtiyacım var." çığlıklarıdır.
Güçlü ve zalim insan, bizim yanımızda zayıf kalmalıdır. Onunla mazlumun hakkını alıncaya kadar savaşmamız gerekir. Niye ellerini öpelim, niçin onların yollarını temizleyelim? Biz hangi kitabın kullarıyız, kişisel gelişim kitapları mı yoksa Kuran-ı Kerim'in mi?
Inanisa göre; kanepesinde yellenerek portakal soyan herhangi bir pijamalı adam ayağa kalkıp Mars ta fabrika kurabilir! Üstelik bunu piyasada satılan üç kuruşluk Kişisel Gelişim kitaplarından iki tane okuyarak yapacaktır.
Boş bir kitap sayfasında bile bir ağacın hayat hikayesi vardır
Milan Kundera
Reşit Haylamaz
Mürvet Sarıyıldız
Soner Yalçın
Cemal Süreya
Samuel Beckett
Ahmet Mithat Efendi
Patti Smith
Sigmund Freud
Michael Palmer