Diğer Jodi Picoult Sözleri ve Alıntıları
- Evdeki kurallar şöyle:
Sabah kalkınca yatağını yap. Dişlerini günde iki kez fırçala. Köpeğin kulaklarını çekme. Spagetti kadar güzel olmasalar da sebzelerini tabağında bırakma.
Okuldaki kurallarsa söyle:
Kaydırağa dışarıdan tırmanma. Arkadaşın sallanırken salıncağın önünden geçme. Bir şey söylemek istiyorsan elini kaldır. İsteyen herkes herhangi bir oyuna katılabilir. Boyama yapacaksan önlük giy.
Ama bildiğim başka kurallar da var:
Emniyet kemerini tak.
Yabancılarla asla konuşma.
Kimseye söyleme, yoksa cehennemde yanarsın. - Dualar doğrudan Tanrı'ya ulaşması haricinde doğum günü pastasının mumunu üflerken tutulan dileğe benziyor.
- Kendini yerime koyup duruma bir de bu taraftan bakmadan beni yargılama. Yenilmezliğin ve dokunulmazlığın en küçük zaaflar kadardır ve bu zaaflar aslında çok küçüktür; uyuyan bir bebeğin kirpiklerinin uzunluğu ya da bir çocuğun avucunun sıcaklığı gibi önemsiz görünen şeyler olabilir. Yaşamın seyri aniden değişebilir ki, görünüşe bakılırsa insanın bilinci ve vicdanı için de aynısı geçerli.
- Sözcükler beni uçurumun eşiğinden döndüremez. Gün ışığı da.
- ...Çünkü biliyor ki, insan kendine ait olmayan bir şeyi istediği için kıskanır.
Ve sahip olduğu bir şeyi kaybettiği için kederlenir. - ...
"Okuyucularınız geçen hafta regl olduğumu mu bilmek istiyor? Ya da ne marka mısır gevreği yediğimi? Çok fazla abur cubur tükettiğimi mi yoksa?"
Ses kaydı cihazını elinden alıp kayıt düğmesine basıyorum. "Beyanat mı istiyorsun? Öyleyse vererim. Okuyucularınıza hayatlarının her saniyesinin, zihinlerindeki her düşüncenin hesabını verip ortaya döküleceklerden gurur duyup duymayacaklarını bir sorun bakalım. Yolda yürürken hiç dikkatsizlik etmemişler mi? Hiç elli kilometre hız limiti olan bir yerde elli bir kilometre hızla araba kullanmamışlar mı? Işığın yeşilden sarıya döndüğünü görünce kırmızıya yakalanmamak için gaza hiç yüklenmemişler mi? Sorun bunları. Hiç yanlış yapmamış olan o tek, zavallı kişiyi bulunca -bulursanız eğer- benimde en az kendisi kadar ettek kemikten olduğumu söyleyin. Yarın dünyasının alt üst olabileceğini, daha önce aklına hayaline gelemeyecek şeyleri yapabileceğini anlatın." Arkamı dönüyorum, sesim çatlıyor. "Ona... Bir gün onun da benim durumuma düşebileceğini söyleyin. - "Ancak şunu anladık ki birisinin yaptığı şeyden dolayı ölümü hak ettiğini söylemek, bunun gerçekleşmesi için sorumluluk almaktan çok daha kolaymış."
- "Bana öyle geliyor ki; hangi dine mensup olursanız olun, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmenin yolu iyilik temelli eylemlerden geçer."
- ' Bugün hiçbir şeçeneğimizin olmamasının nedeni, geçmişte yanlış bir seçim yapmış olmamız '
- 'haklı olduğunu ne kadar inanırsan, haksız olma ihtimalin o kadar artar '