Bonoboyu bize bağlayan bir diğer ilginç özellik de daima genç bir primat olması. Buna neoteni tezi deniyor. Hollandalı bir anatomistin 1926'da Homo sapiens'in, cinsel olgunluğa ulaşmış bir primat fetüsüne benzediği iddiasından beri türümüze uygulanıyor. Stephen Jay Gould, küçüklük özelliklerinin korunmasını, insan evriminin alameti farikası kabul etmişti. Bonoboları bilmiyordu. Bonobo yetişkinleri, şempanze yavrularının küçük, yuvarlak kafatasını ve şempanzeleıin beş yaşından sonra kaybettiği beyaz kuyruk tutamlarını korur. Yetişkin bonoboların sesi, bebek şempanzelerinki kadar tizdir ve hayat boyu oyuncu kalırlar; hatta dişilerin öne yönelik vulvası bile neotenik kabul edilir. Bizim türümüzde de mevcut bir özelliktir bu. İnsan neotenisi, çıplak tenimizde ve özellikle şişkin kafatasımızla düz yüzümüzde kendini gösterir. İnsan yetişkinleri, çok küçük maymunlara benzer. Hilkatın kralı gelişiminin bir noktasında tıkanmış mıdır? Bir tür olarak başarımızın, genç memelilerin yaratıcılığını ve merakını yetişkinliğe taşımaya bağlı olduğuna şüphe yok. Homo ludens, yani oyuncu maymun adı verilmiştir bize. Ölene kadar oyunlar oynarız, dans ederiz, şarkı söyleriz, kurgudışı şeyler okuyarak ya da üniversitede ek dersler alarak bilgimizi artırırız. Yüreğimizin genç kalmasına çok ihtiyaç duyarız. İnsanlık, biyolojik evrimin devam edeceğine umut bağlayamayacağına göre varolan mirasını geliştirmek durumundadır. Gevşek bir programımız olduğundan ve evrimin gençlik iksirini içtiğimizden, bu miras zengin, çeşitli ve esnektir.
Diğer Frans De Waal Sözleri ve Alıntıları
- Ahlakın doğrudan yaratıcı Tanrı'dan geldiğine inanan birisi için evrimi kabul etmek manevi bir uçurum demektir.
Menfur bir davranışta bulunmasını engelleyen tek şey inanç sistemi olan insandan korkarım. - Bütün bildiklerimiz şunu gösteriyor ki bir hayvan ne kadar az sayıda yavru dünyaya getirirse onlara o kadar iyi bakar.
- İnsanlar sadece inanmak istedikleri için inanırlar. Bu bütün dinler için geçerlidir. İnanç, belli insanlara, hikayelere, ritüllere ve değerlere duyulan bağlılıktan çıkar. Emniyet, otorite ve ait olma arzusu gibi duygusal ihtiyaçları karşılar.
- Bilimin yaptığı en iyi şey, fikirler arasında rekabeti ateşlemektir. Bilim bir nevi doğal seçilimi teşvik eder ve bunun sonucunda sadece en geçerli fikirler ayakta kalır ve ürer.
- Darwin'in de zamanında dikkat çektiği gibi, sadece insana has yegâne ifade yüz kızarmasıdır. Diğer primatlarda böyle ani bir kızarmaya hiç rastlamadım. İnsanların elinden gelen tek şeyin başkalarını sömürmek olduğunu düşünenler için yüz kızarması herhalde çok şaşırdıkları bir evrim muammasıdır.
- Şempanzeleri ya da bonoboları izlemenin bize neyin doğru neyin yanlış olduğunu gösterebileceğine inanamıyorum, bence bilim de yapamaz bunu, ama doğayı tanımamız, nasıl ve neden birbirimize ilgi göstermeye ve ahlaki neticeler aramaya başladığımızı anlamamıza yardımcı olur. Hayatta kalmamız, başkalarıyla iyi ilişkiler içinde olmamıza, işbirliği yapan bir topluma bağlı olduğu için geliştirmişiz bu özellikleri.
- "Maymunu ormandan çıkarabilirsiniz, ama ormanı maymunun içinden çıkaramazsınız"
- Hem iyilik hem zalimlik, hem asalet hem bayağılık bir arada olabilir - bazen aynı insanda.
- Atalarımızın henüz din sahibi olmadıkları zamanlarda sosyal kurallarının olmadığına gerçekten inanan var mı? Yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmez, haksızlıkla karşılaşınca şikayet etmezler miydi? İnsanlar, topu topu bir iki bin yıl önce çıkan mevcut dinlerden çok önce, toplumlarının nasıl işlediğine kafa yormuş olmalı. Biyologlar bu kadar kısa süreleri hiç ciddiye almaz.
- Belki sadece ben böyle düşünüyorumdur ama menfur bir davranışta bulunmasını engelleyen tek şey inanç sistemi olan insandan korkarım. Yaşanabilir bir toplum için gerekli özdenetim de dahil, bütün insanlığımızın yapımızda olduğunu neden düşünmeyelim? Atalarımızın henüz din sahibi olmadıkları zamanlarda sosyal normlarının olmadığına hakikaten inanan var mı? Yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmez, haksızlıkla karşılaşınca şikayet etmezler miydi?