Bilgi Çağı'nda bilmemek ölümle eş değer sayılıyor. Ebu Derda diyor ki: ''Ya alim ol, ya öğrenci ya da dinle, asla başkasına meyletme yoksa helak olursun!'' Ortalık kendini biliyor sanan, yarım akıllı cahillerle dolu. Öyle bir cahillik çeşidi ki bu; ''cahil olduklarına işkenceyle bile inandıramazsınız onları!'' Konuşanı da dinleyeni de helak ediyor, sadece dinlemeyen kurtarıyor ruh sağlığını! Televizyonlar, gazeteler, radyolar, üniversiteler, kitap rafları kuşatma altında. Cehalet hiçbir dönemde böyle hızlı yayılmamıştı... s.252
Diğer Bülent Akyürek Sözleri ve Alıntıları
Sıradan olmak,herkes gibi bir hayat yaşamak bu çağın kabusu sanki!Çoğunluğa uyan,marjinal fikir ve davranış biçimlerine sahip olmayanlar aşağılanarak nefisleri kırbaçlanıyor.Hepimiz,yarı tanrı olmaya aday antik Yunanlılar gibiyiz...
Polisin, askerin, aşçının, kafasına şapka yada benzeri şeyleri takmalarının hikmeti, görevlerini hatırlasınlar hiç unutmasınlar diyedir.
Her üniforma bir hatırlatmadır. Bizler kafamızdan sarığı çıkardığımız gün ölümü unuttuk. Bildiğiniz gibi sarık, bize kefen olmaya yetecek büyüklükteki bezden yapılırdı. Müslümanın tek varlığı olan sarığı öldüğü yerde ona kefen yapılırdı, yani kabrimizi başımızda taşırdık.
Psikolojık olarak düşünün; başımızda kabrimizi taşırken şeytanlık düşünüp dünya malına minnet edebilir miydik?
Başımızın üstünde kabrimizi taşırken kar-zarar değil, haram-helal adımlarıyla yürüyorduk...
"Nike" şapkasının altındaki İngilizcesi sağlam insanlara ölümü nasıl izah edeceğiz?
Sıradan olmak,herkes gibi bir hayat yaşamak bu çağın kabusu sanki!Çoğunluğa uyan,marjinal fikir ve davranış biçimlerine sahip olmayanlar aşağılanarak nefisleri kırbaçlanıyor.Hepimiz,yarı tanrı olmaya aday antik Yunanlılar gibiyiz...
Polisin, askerin, aşçının, kafasına şapka yada benzeri şeyleri takmalarının hikmeti, görevlerini hatırlasınlar hiç unutmasınlar diyedir.
Her üniforma bir hatırlatmadır. Bizler kafamızdan sarığı çıkardığımız gün ölümü unuttuk. Bildiğiniz gibi sarık, bize kefen olmaya yetecek büyüklükteki bezden yapılırdı. Müslümanın tek varlığı olan sarığı öldüğü yerde ona kefen yapılırdı, yani kabrimizi başımızda taşırdık.
Psikolojık olarak düşünün; başımızda kabrimizi taşırken şeytanlık düşünüp dünya malına minnet edebilir miydik?
Başımızın üstünde kabrimizi taşırken kar-zarar değil, haram-helal adımlarıyla yürüyorduk...
"Nike" şapkasının altındaki İngilizcesi sağlam insanlara ölümü nasıl izah edeceğiz?
İnsanın hesap vereceği bir makamı yoksa zalimleşir.
Allahın neresinden bedenimize üflenen mübarek ruh bu dünyada olmak istemediği yerlerde gezinmekten, görmek istemediklerini görmekten ve duymak istemediklerini duymaktan bedenlerimizin içinde hıçkırarak ağlıyor.
Kendini seven, beğenen insan beklenti içindedir. Onun kendisine olan sevgisi aslına bakarsanız dış dünyaya attığı "beni acilen Sevin, yardıma ihtiyacım var." çığlıklarıdır.
Güçlü ve zalim insan, bizim yanımızda zayıf kalmalıdır. Onunla mazlumun hakkını alıncaya kadar savaşmamız gerekir. Niye ellerini öpelim, niçin onların yollarını temizleyelim? Biz hangi kitabın kullarıyız, kişisel gelişim kitapları mı yoksa Kuran-ı Kerim'in mi?
Inanisa göre; kanepesinde yellenerek portakal soyan herhangi bir pijamalı adam ayağa kalkıp Mars ta fabrika kurabilir! Üstelik bunu piyasada satılan üç kuruşluk Kişisel Gelişim kitaplarından iki tane okuyarak yapacaktır.
Boş bir kitap sayfasında bile bir ağacın hayat hikayesi vardır
Ivan Sergeyeviç Turgenyev
Ökkeş Şendiller
Can Yücel
Max Weber
Nora Roberts
Sinan Sülün
Marc Levy
Umberto Eco
Nihat Genç
Seda Akgül